·326 syf.····Okunma: 20 Ocak 2026 08:56 Ayın On Dördü’nü az önce bitirdim ama kafam karışık. Beğendim mi beğenmedim mi hâlâ tam emin değilim, öyle garip bir yerde bıraktı beni.
Refik Halit Karay’ın Türkçesine zaten diyecek bir şey yok; o eski İstanbul’u, mehtaplı geceleri öyle bir anlatıyor ki sanki o nemli yaz gecesini gerçekten yaşıyorsun. Dil su gibi akıyor, orası kesin. Ama karakterler beni bir noktadan sonra biraz sıkyı açıkçası. O bitmek bilmeyen kıskançlık krizleri, "Rayiha da Rayiha" diye sayıklamalar... Bir yerden sonra "e hadi artık ne olacaksa olsun" dedim.
Polisiye beklentisiyle girince de biraz ters köşe yapıyor insanı. Yani öyle "katil kim, ipucu nerede" gibi bir derdi yok kitabın; daha çok o karakterlerin takıntılı hallerini, iç dünyalarını önümüze seriyor. Olayın farklı kişilerin gözünden parça parça anlatılması bence kitabın en iyi tarafıydı, en azından "diğeri ne düşünüyor?" diye merak edip devam ediyorsun.
Özetle; kötü kitap asla değil, yazarın kalemi zaten efsane ama benim favorilerim arasına girer mi, sanmıyorum. Arada kalmak isteyen buyursun okusun. :)