·440 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Ocak 2026 14:33 “Dünya Ağrısı” ile tanışmıştım ilk Ayfer Tunç ile. Öyle bir ağrı idi ki hala şuramda öylece duruyor; yıllar oldu geçmedi. Sonra diğer kitapları geldi, hepsi ayrı bir tad. En son “Kuru Kız” da biraz burkulmuştu içim; acaba tarz mı değiştiriyor Ayfer hanım diye düşünmüştüm. Kısa kısa cümleler, kolay okunur betimlemeler diğer kitaplarından biraz ayrıksı duruyor gibi gelmişti bana. O yüzden yeni kitabını merakla bekliyordum aslında, nasıl bir tarz üzerinde ilerleyeceğini görmek istiyordum. “Annemin Uyurgezer Geceleri” o eskiye dönüş ya da ufak bir ara soluklanmadan sonra kaldığı yerden devam ediş gibi geldi. O kadar ayrıntıyı, anektodu, gözlemi, tespiti satır aralarına yedirmiş ki bazen durup durup geri dönmem gerekti okurken. Kitap ilerlerken çoğunluk “Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi”ndeki aldığım tadı damağımda hissettim diyebilirim çoğunluk; orada karakter sayısı fazlacaydı, burada arka planda işleyen olay sayısı fazla. Bu da sevdiğim ‘Ayfer Tunç romanı’ydı diyebilirim işte. Öndeki hikayenin fonunda tüm toplumsal ve ekonomik değişimimize/dönüşümümüze ince yollu bir isyan sürekli devam etti kitap boyunca. Romanın son on yılda canımızı yakan tüm değişimlere/dönüşümlere dokundura dokundura ilerlemesi hem hoşuma gitti hem de içimi acıttı diyebilirim. Kendi hikayeni baştan yazmak durumunda kalmak… ve dahi hangi anı gerçek hangi anıyı zihnim üretti bilememek… Velhasıl uzun bir aradan sonra Ayfer Hanım ile tekrar buluşmak keyif verdi, hoşuma gitti, canımı yaktı diyebilirim vesselam…
#delilikgüncesi #kitap #okumahalleri #ayfertunç #anneminuyurgezergeceleri #can #canyayınları