Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 20 Ocak 2026 15:17 İbn Arabî’ye göre akıl değerlidir; fakat sınırlıdır. Bu sınırı bilen insan hakikatten sapmaz. Akıl, ilâhî hakikati inkâr etmez ama onu bütünüyle kuşatamaz. Bu yüzden aklın, vahyi ve keşfi dışlayacak şekilde mutlaklaştırılması insanı yanlışa sürükler. Kur’ân’daki âyetler, Allah’ın zatını değil; isim ve sıfatlarının varlıkta tecellisini gösterir.
İlâhî hakikat birdir, fakat tecellileri çoktur.
Varlık âlemi, esmâ ve sıfatların farklı sûretlerde görünmesinden ibarettir. İnsandaki sıfatlar cüz’îdir; ancak Hakk’ın sıfatlarına işaret eden bir aynadır. “Kendini bilen Rabbini bilir” sözü, kesret içinde vahdete ulaşma çağrısıdır. Bu yolculuk, ilmü’l-yakîn’den hakkü’l-yakîn’e uzanan bir marifet sürecidir.
İnsan, kâinatın özü ve sırların anahtarıdır. Yaratılış; ateş, su ve toprak mertebeleriyle aşama aşama gerçekleşmiş, varlık düzeni ilâhî hikmetle kurulmuştur. Kıyamet ve diriliş bahislerinde ise insanın ameline göre karşılık bulacağı adaletli bir hesap anlatılır. Böylece İbn Arabî, varlığı da insanı da hakikate açılan birer işaret olarak okumayı teklif eder.