·296 syf.····Okunma: 20 Ocak 2026 19:14 “Eğer birinin hafızasında değilsek, aslında var mıyız?”
Bulgarca isminin tam karşılığı “Barınak” anlamına gelen “Zaman Sığınağı” ile geldim bugün dostlar.
Yazarla henüz tanışmam hasebiyle üslubuna dair hiçbir bilgim olmadan ön okuma yapmadan aldım elime kitabı ve itiraf etmeliyim ki yer yer zorlandım.
Romanda iki ana karakter var: yazarla aynı adı taşıyan bir kahraman ve bu kahramanın kaleminden çıkan geçmişle kafayı bozmuş kendini geçmişte unutmuş Gaustin.
Bu iki ana karakterimiz kitabın başlarında bir “Geçmiş Kliniği” kuruyorlar. Hafızası yitip giden insanlara geçmişte mutlu hatırladıkları o güzel günleri zaman sığınaklarını hediye ediyorlar. Çok tatlı değil mi? Bu kadarla kalsa evet öyle. Ama kalmıyor.
Zaman Sığınakları nihayetinde tüm Avrupa’nın bir “favori geçmiş” çılgınlığına kapılmasıyla işler çığırından çıkıyor.
Eğer ülkelerin yakın tarihine meraklıysanız tarih okumaları hoşunuza gidiyorsa tadından yenmez. Ben şahsen pek sevmediğim için yakın tarihi bu kısımlarda sıkıldım.
Zaman, yaşlılık, geçmiş, bireysel ve toplumsal hafıza konularında derin derin düşüneceğiniz bir kitap.
Akıcı bir roman değil kesinlikle ama ilginç bir şekilde kendisini okutuyor sıkılsam da elimden bırakmak istemedim yazarın kafasını sevdim galiba diğer kitaplarına da şans vermeyi düşünüyorum.