Selam Müptelalar
Akşam Yıldızı’nı bitirdiğimde içimde hem bir hayret hem de tuhaf bir huzur kaldı. Sanki 12 bin yıl öncesine gidip insanlığın ilk adımlarına, ilk aşkına ve ilk inanç kıvılcımlarına tanıklık etmiş gibiydim. İskender Pala’yı ilk kez bu kitapla okudum ve anlatımındaki şiirsellik, bilgiyi hikâyenin içine yedirme biçimi beni şaşırttı. Kitabın dili hem güçlü hem de atmosferi taşıyacak kadar canlıydı.
Hikâye Kuzgun Obası’nda başlıyor. Çira’nın doğurduğu, albino özellikler taşıyan bebeği Tırnak, kabile tarafından uğursuzluk olarak görülüyor ve kurban edilmek isteniyor. Tam bu noktada obayı yok eden büyük bir doğa felaketi yaşanıyor. Enkazdan sadece dört canlı kurtuluyor: Sarıca, Çira, Tırnak ve sadık köpek Parmak. Bu dörtlünün yolculuğu, insanlığın avcı-toplayıcı hayattan yerleşik düzene geçişini ve inançla kurduğu ilk bağı simgesel bir anlatıya dönüştürüyor.
Sarıca ile Çira’nın aşkı, romanın duygusal omurgasını oluşturuyor. Akşam Yıldızı’na bakarak verdikleri sözler, sevginin zamanla bir inanca dönüşmesini sade ama etkileyici bir dille hissettiriyor okuyucuya. Parmak’ın sadakati ise hem ilk evcilleşmenin hem de koşulsuz bağlılığın simgesi olarak oldukça dokunaklı. Göbeklitepe ve Dirsektepe bölümleri kitabın en çarpıcı sahneleri arasında, taşlar, hayvan figürleri ve mistik atmosfer içinde insan neden tapınak yaptı? sorusu güçlü biçimde okuyucunun zihnine yerleşiyor.
Roman boyunca mitolojik ve dini göndermeler hikâyenin ritmini bozmadan, aksine anlatımı daha da derinleştirerek ilerlerken; korku ile inanç arasındaki o ince çizgi, özellikle Tırnak karakteri üzerinden çarpıcı bir şekilde işleniyor. Toplumun kendinden olmayanı dışlaması ve bunun nelere yol açtığı, bugün için de düşündürücü bir anlam taşıyor. Tırnak ile Sarıca arasındaki çatışma ise iyi ile kötünün kadim mücadelesini hatırlatıyor okuyucuya.
Akşam Yıldızı Göbeklitepe’nin gizemini, insanlığın ilk manevi arayışını ve aşkın kökenini mistik bir dille anlatan, baştan sona sürükleyici bir romandı benim için. Bitirdikten sonra gökyüzüne bakıp Venüs’ü aradım ve kendime şunu sordum. O yıldız hâlâ aynı mı, verilen sözler hâlâ geçerli mi?
#iskenderpala #kapıyayınları
#kitap_muptelasi_ @iskender.pala @kapiyayinlari Semra
#engelsizokurlaokuyoruz