·240 syf.····Okunma: 19 Ocak 2026 23:39 “Bir kitap okudum, yüreğime tonlarca yük bıraktı.” diyeceğim bu kitap için.
Otoriterleşen hükümetle beraber hayatı, yaşam standartları değişen insanların verdiği mücadeleyi ve özgürlükleri için mücadele ederken nasıl hain olarak damgalandıklarını okuyoruz.
Özgürlüklerin bu denli kısıtlandığı bir ortamda ellerindeki tek özgürlüğün mücadele etme özgürlüğü olduğunu düşünmeleri beni özgürlüğün ne olduğu ve özgürlüğümüz için gerçekten gereken mücadeleyi veriyor muyuz yoksa tek yaptığımız sızlanmak mı konusunda düşünmeye itti.
Duygular o kadar gerçekçi yansıtılmıştı ki okumadım yaşadım resmen diyebilirim. Hele Eilish’in olayları yaşarken girdiği ruhsal durumların aktarımı, yaşananları sanki bir başkası yaşıyormuş gibi; bütün olanlar, başlarına gelenler aslında bir başkasının yaşantısıymış da kendisinin uzaktan izlediği bir gerçeklikmiş gibi. Zamanın, mekanın, varlığının boyutlarının değiştiğini hissettiği durumlar…Off offf ne diyeyim ki, nefis bir anlatımdı nefis.
Bu kitap distopya mı gerçek bir hikaye mi konusuna gelince kitapta da bahsedildiği gibi dünyanın sonu daima tekrar tekrar gelir, ülkenize gelir, şehrinize gelir, evinize gelip kapınızı çalar; başkalarınaysa ufak bir ikaz, bültenlerde geçen kısa bir haber olur. İşte o dünyanın sonu sizin başınıza gelmemişse distopya gibi gelir bazı gerçekler.
Suç ne, suçlu kim? Belki suç vardır ama zulüm o kadar büyüktür ki suçu düşünecek durumda değilizdir; insanlığa karşı, suçtan daha büyük bir suç işleniyordur. Belki de suç bile yoktur, otoritenin uydurduğu masallardan ibarettir her şey kim bilir?
Bu kitap beni derinden etkiledi. Okuyun, okutun ama en çok anlayın isterim. Bu kitap biraz olsun at gözlüklerimizi çıkartmamıza vesile olsun.
Ve yazara minnettarım böyle bir anlatı için.