Puan vermedi·512 syf.····Okunma: 17 Ocak 2026 19:33 Veyl II – Şeytanın Yancısı ~ Fatma Şamata
.
Yazarın kalemini okumaktan aşırı keyif alan biri olarak, şu anda Veyl serisinin favorim olduğunu söyleyerek başlamam gerekiyor. İlk kitapta, tüm suçluların bir şehirde toplandığı bir evren vardı. Her bir kötülük türüne göre ayrılan gruplar bulunuyordu.
Her birinin bir öncüsü, bir yancısı ve kendi aralarında kapanmayan hesapları vardı. Yekta ise bir griydi; henüz suçu hakkında soru işaretleri olan ve tarafsız kalırsa zarar görecek o kişi.
İlk kitabın yorumunda, “gerçek kötülerle dolu bir yerde daha az kötüyü bulmak” demiştim. Şimdi ise olaylar çok daha sarsıcı. Bence en güzel detay; öncülerin ve her birinin aslında sımsıkı bağlarla birbirine bağlıyken, aynı zamanda birbirlerinin düşmanı oluşlarını okumak ve bunu mantığa oturtmaya çalışmaktı.
Kunter’in kötünün kötüsü mü yoksa kötünün iyisi mi olduğunu öğrenme çabamızla geçen ilk kitabın ardından, özellikle finaliyle ikinci kitap inanılmaz bir başlangıç yaptı.
Seri devamı olduğu için spoiler verip tadını kaçırmadan bahsetmek istiyorum ama her şey birbiriyle o kadar bağlantılı ki
Yekta’ya dair öğrendiğimiz şeyler, kitabın en önemli dengelerinden biriydi. Bu denge sadece Kötülerin Şehri’nde kalmasıyla ilgili değil, Kunter’le oluşan bağının dengesini de etkiliyordu. Neden burada olduğunu bilmeyen, hatırlamayan kızın; şimdi neden burada olmaması gerektiğini hatırlamasıyla heyecan daha da arttı.
Yekta ve Kunter, bir yapbozun birbirini tamamlayan parçaları gibiydi. Özellikle Kunter’in sevme biçimi ve bunu hissettirmesi bana fazlasıyla geçti. Gri Hanım ve Siyah Bey
Bu kitapta duyguları bu kadar net görmek inanılmaz hoşuma gitti
Kunter, cidden favori karakterlerimden biri
Gerçekler, öncüler, yancılar, yeni karakterler ve gruplar; her sayfada beni biraz daha şaşırtıp içine çekti.
Kime güvensek harcandık temalı gerçeklerle yüzleşiyoruz ve ben hiç iyi değilim! Bu kitabı okuyunca rahatlayacağımı sanmıştım ama şimdi devamı için çok daha heyecanlıyım
Kitabın sonu, üzerime benzin dökülmüş ve elime bir kibrit tutuşturulmuş gibiydi. Üçüncü kitap artık bir istek değil, ihtiyaçtan da öte bir ihtiyaç resmen