Kim cesaret edebilir böyle bilinmezliklerle dolu bir soruya cevap vermeye;
"Gerçekleşmesi mucize olan hangi arzunuz, hayaliniz veya rüyanızın tüm yollarını deneyimlemek için; bir milyon doları vermeye hazır mısınız?"
Ve cevaplarınızla sizi bu cümlelerle bilinmeze götürüyorlar!
"Özlemini duyduğunuzu var etmek için, imkansıza ulaşabilmek için, sorguladığınız her şeyin cevabı için bu geziye katılın!"
Bir yat gezisi, cevaplarla seçilmiş insanlar ama neye göre seçildi bu insanlar?
Bir kaza ve sonrasında mahsur kalınan gizemli bir ada. Bu adada neler olacak tam bir muamma? Yoksa bir kapan mı bu ada?
Karanlık bir labirentte; karakterlerimizin kendilerini hapsettikleri, karanlık duygularıyla bir bir yüzleşirken, karşılaştıkları zor durumlarda içlerindeki canavarlarla ne yapacaklar? Peki bu olanların perde arkasında neler var? Neden oradalar? Neden her biri zor duygularla baş etmeye çalışıyor?
Mucize nedir? Gerçek olan nedir?
Ve kitabın en önemli sorusu; duygular öğrenilir mi? Taklit edilir mi? Teknolojinin geldiği seviyeye bakarsak algoritmalar yeter mi bu soruların cevabına?
Ne çok soru sordum ama değil mi ve de soramadığım ne çok soru var aslında buraya sığmayan.
Duygular hep merakla başlar. Ben de bu kitaba bir merakla başladım. Hayret ederek, gerilerek okudum. Ve çok şey de kattı bana, bilhassa merak duygularıyla araştırmaya sevketti ki; (neler var neler merak ettiren.) Kitap bitince çok çok sevdim diyebilirim gönül rahatlığıyla. Tabi gerçek olma ihtimaliyle korktum da yalan yok. Asla böyle şeyler olsun istemem. Ama gelecekte neler olacak bir nevi kitapta hissediyorsunuz.
Velhasıl yazarın kalemi akıcı ve kurgusalı sunuş şekli enfesti. Film tadındaydı adeta. Çünkü bu tarz kitaplarda akıştan kopmamak çok önemli. Felsefi alt yapısı ile insanın varoluşsal kimliğini, duygular öğrenilir mi, taklit edilir mi soruları üzerine yarattığı bu kurguyu beğenmemek olmaz. Bilim-kurgu ve psikolojik-gerilim severlerin ilgisini çekecektir eminim.