Kitap sevgim ilkokulda başlamıştı, alfabeyi çözüp okumayı sökünce ne bulursam okumaya başlamıştım, takvim yapraklarını bile! Ancak ortaokulda Türkçe ve Edebiyat bilgisi öğretmenimiz bu konuda bizim ufkumuzu genişletmiş, bakış açımızı değiştirmişti. Daha ortaokula başladığımızda Kemalettin Tuğcu kitapları okumamızı yasakladı, onun yerine Jules Verne gibi çocuk klasiklerini okumamızın bizim için daha faydalı olacağını söylüyordu. Her hafta okuma çizelgemizden neler okuduğumuzu kontrol ederdi. Kitap alacak paramız yoktu ve asla olmazdı, kırtasiyenin vitrinindeki Kemalettin Tuğcu kitaplarına sadece hayran hayran bakardım. Hem maddiyatsızlık hem de öğretmenimizin kati kuralı sebebiyle hiç bir zaman Kemalettin Tuğcu okumadım. Onun yerine kütüphaneden aldığım Yaşar Kemal, Necati Cumalı, Ömer Seyfettin, Peyami Safa ve Reşat Nuri Güntekin gibi değerli yazarlarımızın kitaplarını okurdum. Ortasonlarda Dostoyevski'nin Diriliş'i ve bunun gibi bazı Rus klasiklerini bile okumuştum... Bir kaç gün önce sevdiğim bir yazar bir Kemalettin Tuğcu kitabı önerdi ve kendimde bir eksiklik olarak gördüm, ben de okumak istedim, az çok konularını tahmin edebiliyordum. Çocuk edebiyatına büyük katkısı olan bu değerli yazarımızı çocukken okumadığım için bir şey kaybetmiş miydim? Hayır elbette ama o dönemde çoğumuzun hayatı maddi zorluklar ve sıkıntılar içinde geçtiğinden hepimizin hayatında Kemalettin Tuğcu eserlerinden bir parça vardı. Çok da yabancı değildik konulara...Sözün kısası bu yazdıklarımdan sonra çocuklarınıza alıp okutmak size kalmış...