·576 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Ocak 2026 10:34 Herkese merhaba. Muhteşem serinin beşinci kitabı da bitmiş bulunmakta. Bir sonraki kitabını heyecanla bekliyorum. Hemen incelememize geçelimm.
Evet kitabın konusunu ilk gördüğümüzde biraz garipsememiz çok normal ama işler hiç bildiğimiz gibi değil. Vuk bana ilk kitaptan beri karanlık gelen bir karakter ki öyleymiş de kendisi. Ayana ise tam bir herkesin göz bebeği prenses mankenimiz. İkisi tam bir ''Cindy bebek gibi kız ve ben yanında modelse hırsız'' sözlerinin karşılığı gibiler :D Ayana Vuk'un yakın arkadaşı olan Jordan'la nişanlı. Fakat Vuk Ayana'yı çok daha önce görmüş ve tutulmuş. Bu tutkusu takıntılı hale gelmiş ve arkadaşıyla nişanlandığını öğrendiğinde hissettiklerini içine hapsetmiş fakat bu ona karşı olan takıntısına hiç yardımcı olmamış diyebiliriz. Ayana çalıştığı ajansta mağdur konumunda olan bir mankenimiz. Milyonlarca dolar kazanmasına rağmen sadece normal lüks içinde yaşayabilecek kadar para veriyorlar. Bunun sebebi hiç araştırmadan imzalamak zorunda kaldığı ajans sözleşmesi. Ajanstan ayrılmak istese de sözleşme de sebepsiz yere ayrılık durumu olursa fazlasıyla yüklü bir miktarda para ödemesi gerektiği yazıyor ama Ayana'da böylesine bir ekonomik güç yok maalesef. Jordan ise mirasına ve şirketine tam anlamıyla sahip olabilmek için evlenmesi gerekiyor bu noktada da Ayana'yı buluyor.
Şöyle ki Ayana ve Jordan birbirine karşı bir şey hissetmiyor. İlişkileri tamamen arkadaşlık ve anlaşma üzerine. İkisi de birbirini bu paradokstan kurtaracak şekilde anlaşmışlar. Hatta sosyeteden gizli olduğu sürece başkalarıyla ilişki yaşamakta her hangi bir sıkıntı yok. Jordan evlendikten sonra mirasın sahibi olacak ve Ayana'da ajanstan ayrılabilmek için Jordan'ın maddi gücüne sahip olacak. Fakat arada bir de Vuk var. Jordan düğün sürecinde Vuk'u sağdıcı yapıyor. Jordan'a karşı kendini fazlasıyla borçlu hisseden ve gerçekten değer veren Vuk, bu teklifi tabii ki geri çeviremiyor. Evlilik süreci ve hazırlıklarında Vuk'tan fazlasıyla yardım istiyor ve hatta pasta tadımına Vuk ve Ayana'yı yolluyor. Ayana Vuk'tan ne kadar tedirgin olsa da ikili beraber vakit geçirdikçe Ayana Vuk'tan etkilenmeye başlıyor.
Vuk, dilsiz veya sağır değil ama işaret dili kullanıyor. Bunun sebebi tamamen kendi isteği insanlarla muhatap olmamak için böyle bir şey yapıyor. Hiç kimseyle hiçbir şekilde konuşmayan sesini duyurmayan Vuk'umuz Ayana onu öpmeden önce onu durdurmak için konuşuyor... Vuk gerçekten soğuk ve aşırı mesafeli biri. Mecbur kalmadıkça hayatına kimseyi dahil etmiyor. Hele ki başında 'kardeşlik' gibi bir örgüt belası varken. Bu örgüt kardeşini öldürmüş ve Vuk bunun intikamını öyle bir almış ki örgüt Vuk'la anlaşma yapmak zorunda kalmış. Kendisi de bir zamanlar bu örgüte üyeymiş. Gel gelelim Jordan'a. Jordan'la arkadaşlığı ömür boyu sürecek bir can borcuna dayalı diyebiliriz ama kendisi sevdiği nadir insanlar biri haline gelmiş. Bu yüzden arkadaşının nişanlısına karşı hissettiklerinden dolayı hem kötü hissediyor hem de kendine engel olamıyor. Ayana ile zaman geçtikçe daha çok yaklaşmaları da bu durumu hiç kolaylaştırmıyor.
Şimdi kitapta sürekli Vuk'un boğazındaki yaralarını ve onu hor gören, gözleriyle zorbalayan, iğrenen otuz küsür yaşındaki insanları okuyoruz. Bu zorbalık konusunda biz kendimizi iyileştirmezsek ürediklerinizinde sizden bir farkı olmaz. Bunları artık aşsanız mı ? Fiziksel kusurunuzun olmaması sizi çirkin ve iğrenilir bir insan yapmaktan alıkoymuyor böyle insanlar bilginiz olsun. Neyse... Ayana'nın bu noktada duruşu çok önemli ve güzeldi. Vuk'tan korkmasının, tedirgin olmasının sebebi asla yaraları değil duruşu ve yaydığı enerjiydi. Nişanlı oldukları süre boyunca kıza bakışlarıyla eziyet etmiş resmen :D haliyle kız da çekiniyor. Birbirlerini tanıdıkça kalpler yumuşuyor, Ayana Vuk'un hiç kimsenin görmediği yönlerini görüyor.
Olaylar silsilesi hiç bitmiyor tabii ki. Düğün bir şekilde iptal olduktan sonrası zaten peri masalı gibi çift için. Kalbimi en yumuşatan şey Vuk'un istemeden bir kedi sahibi olması. Kediyi sözde sevmiyor ama ona karşı inanılmaz korumacı bir tavır sergiliyor. Arkadaşlar kediyi beş yıldızlı bir spa'ya götürüp doğum günü pastasını kediye özel bir şekilde yaptıyor... ama kediyi sevmiyor ? Aynen canım... :D Kitapta aksiyon hiç bitmiyor desek yeridir. Yani okurken sıkılmıyorsunuz ama ben bu serinin en çok Dante ve Dominic'ini sevdim diyebilirim.
Fazla spoiler geldiyse kusura bakmayın :D Yazarın eline,emeğine,kalemine sağlık diliyorum. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar. ÇokçaKalppp>>>>