Hatırlamak bazen bir emanet gibi, insanın omzunda ağır duruyor, unutmak ise bir kaçış gibi görünüp vicdanı usulca sızlatabiliyor. Benim cevabım ikisi de değil aslında, hatırlayıp canını kanatmadan yaşayabilmek… Çünkü bazı şeyler unutulmaz, sadece yeri değişir, kalbin en acı çekmeyen köşesine taşınır. Unutmak istediğin şey çoğu zaman olay değil, o olaya bağlı utanç, kırgınlık, keşke duygusu. Hatırlamak seni büyütüyorsa rahmettir, hatırlamak seni her gün yeniden yıkıyorsa artık bırakılmayı hak eder. Belki en doğru yol, hafızayı inkâr etmeden, hatırayı inceltmek… yani acıyı hatırlamak ama kendini suçlamayı unutmak.