LALE MÜLDÜR HAKKINDA: Lale Müldür entelektüel ve aydın bir Edebiyat kimliğine sahip bir yazardır. Lale Müldür, 1956 yılında Aydın’da doğdu. Liseyi Robert Kolej’de bitirdi. Şiir bursu alarak Floransa’ya gitti. Türkiye’ye geri dönerek birer yıl ODTÜ Elektronik ve Ekonomi bölümlerine devam etti. 1977’de İngiltere’ye gitti. Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden lisansını, Essex Üniversitesi Edebiyat Sosyolojisi Bölümü’nden master derecesini aldı. 1983-1987 yılları arasında Brüksel’de yaşadı.
İlk şiirleri 1980’de Yazı ve Yeni İnsan dergilerinde çıktı. Gösteri, Defter, Şiir Atı, Oluşum, Mor Köpük, Yönelişler, Sombahar dergilerinde birçok şiir ve yazısı yayınlandı. Şiirlerinden bazıları bestelendi ve filmlerde kullanıldı.Şiirlerinden bir seçki ‘Water Music’ adıyla Dublin’de yayınlandı (Poetry Ireland, 1998). Fransız ressam Colette Deblé’nin resimleri üzerine yazdığı şiirlerse Fransız Enstitüsü’nden ‘Yağmur Kızı Böyle Diyor’ adıyla Fransızca olarak yayınlandı. Bir dönem Radikal gazetesinde yazdı. Yurt dışındaki birçok toplantıya Türkiye’yi temsilen katıldı.
Lale Müldür’ün yapıtları şöyle sıralanabailir;
Yapıtları:
Şiir:
Uzak Fırtına (1988)
Voyıcır II (Ahmet Güntan’la birlikte, 1990)
Seriler Kitabı (1991)
Kuzey Defterleri (1992)
Buhurumeryem (1993)
Saatler/Geyikler (2001)
Ultrazon'da Ultrason (2006)
Düzyazı:
Divanü lügat-it-Türk (1998)
Deneme:
Haller Leyla (2006)
Roman:
Bizansiyya, Yapı Kredi Yayınları (2007)
GİRİŞ
Lale Müldür Apokalips Amoyak Toplu Şiirler 2 (1990-2012) adlı kitabına başalarkenkitapta fotoğraflara yer vermiştir ve son sayfalara doğru bir ideolojiyi savunma halinde fotoğraf paylaşmıştır bu ideoloji postmodern bir tarzda kaleme alınmış ve şiirlerde en belirgin şekilde var olmuştur. Şiirlerin belli bir düzeni yoktur, belirsiz bir ifade biçimidir, şiirler herkeste aynı analm ve ifadeyi bırakmaz daha çok aydın ve entelektüel kesimin anlayabileceği modernizme karşı çıkan cümleler yer almıştır, metinlerin bazıları çok uzun ve bazıları çok kısadır bu da özgürlükçü bir zihninin göstergesi olabilir.
Bazı şiirlerin başlıkları yoktur sadece 1, 2, 3, 4, 5 gibi rakamlarla başlayan kısa şiirler vardır, Yazım ise belli belirsiz bazı kelimeler büyük harfle başlarken bazıları küçük harfle başlamaktadır. Ve şiirlerde mor, turkuaz, beyaz gibi renkler kullanılmıştır renkler ise insan hayatına canlılık katan estetik bir haldir. Aynı zamanda şiirlerde İngilizce kelimelere de yer vermiştir. Postmodern şiirin sürrealizm, fütürizm ve Dadaizm gibi edebî akımların bazı özelliklerini kapsadığı söylenebilir. Şiiri bütünlükten yoksun, metninde parçalanmışlığı, düzensizliği, karmaşıklığı benimseyen, “parçalı yapı, pastiş, parodi, montaj”dan faydalanmıştır.
Belli bir düzen yoktur, düzensizliği postmodern akımını profesyonel bir şekide şiirlerine aktarmıştır. Şiirlerinde mitolojiye yer vermiş ve şiirlerini okuyucuları araştırmaya sevk edecek şekilde ifade etmiştir. Mitoloji olarak Yunan Tanrılarına ve Mısır Tanrılarına yer vermiş aynı zamanda Meryem ve İsa gibi dini anlam ifade edecek peygamber ve dini kitaplarda geçen şahısları şiirlerine aktarmıştır. Mağra motifi gibi birçok motifi şiierlerinde işlemiştir. Şiirleri okurken aynı zazmanda insanların bilgi hazinesini genişletecek yeni kavramları postmodern şeklinde aktarmıştır. Şiirdeki turunçgiller, çiçekler ve melek ise; İtalyan ressam Michelangelo Merisi da Caravaggio’nun tablolarını anımsatır. Şiirde, Caravaggio’nun Malta Şövalyeleri tarikatıyla ilişkisine ve çalkantılı hayatına gönderme yapılır
Bazı şiirlerinin alt kısımlarına tarih yazmış ve entelektüel kimliğini ve bilgi birikimini şiirlerinde birleştirmiş, her okuyucu şiiri anlayamaz belli bir bilgi shibi içerisinde bazı şiirleri anlaşılır bazıları ise insanları okumaya ve anlamaya sevk edecek şeklinde kitaplara ve bilgiyee yönlendirir şiirleri bu kelimeler etradında bir aktarıcı ve öğretmen görevi üstlenmektedir. Aynı zamanda Lale Müldür kitaplarında yeni çağ içerisinde bir yol göstericidir.
Lâle Müldür’ün şiirlerine derinlikli bir çaba olmadan bakıldığında dahi onların biçim ve anlam açısından ayrıksı bir niteliği olduğu görülecektir. Bu ayrıksı tavrın altındaki temel dinamiği ise postmodernizmde aramak mümkündür. Bahsedilen çerçevede Müldür’ün şiirlerinin postmodernizmle ilişkisini anlamak, onun şiirlerinin özgünlüğünü değerlendirmek açısından işlevsel önemdedir. Bu çerçevede ilk olarak bahis konusu şairin şiir dili incelenebilir.
Şiir diline baktığımız zaman bilimedik bir dilde ifade ettiği dil belirsiz ve kelimelerin bazıları uzun bazıları ise düzenli değildir. Lâle Müldür’ün şiirlerinde, dilsel parçalanmanın ve çok sesli üslubun yanı sıra postmodernizmin bir diğer önemli özelliği olan farklı ontolojik dünyaların karşılaşması, üst üste bindirilme durumu ve pastiş kullanımı da vardır. Lâle Müldür’ün anlaşılması zor şiirlerini de postmodern şiirle daha anlamlı kılmak mümkündür. Bu bağlamda ilk olarak Müldür’de öznenin yabancılaşmasının yerine parçalanmasının konu edinilmesi ve farklı dillerden sözcüklerin bir rastgelelik hissiyle seçilerek sözü edilen durumun ortaya konması örnek gösterilebilir.
“Beyaz” şiirinde; lacivert çarşaftaki (gökyüzünde, sonsuzlukta) beyaz ülke, beyaz kum tanecikleri, beyaz değme noktaları, beyaz yas, beyaz kelebekler, beyaz ânlar, tuz çölleri, tuz ve buz; ikizin izini yansıtır, elektroşokta kişi kendisine ikizini teyeller. Böylece şiir öznesi kendisini ikiziyle (diğer benliğiyle, zıtlıkla, beyazlıkla) tamamlar. “Sarı & Zamansız Balad” şiirinin öznesi de sevgilisiyle zıtlık içindedir. Kozmik metne sarı ve zamansızlık damga vurur.
Damıtılmış şiirlerden meydana Sarartı/Safran, Lâle Müldür’ün birkaç görsel ve postmodern şiirine de ev sahipliği yapar. “Sarı, sarartı, limon, limonata, sarmaşık, sonbahar, yana eğik ağaçlar (boynu bükük ağaçlar), çiçekler (kırmızı/siyah/sarı gül, kasımpatı, papatya), turunçgiller, otlar, tuz, su, kiraz, melek, ayna, kristal, buğu, sıklamen şarkı, keman, altın, gümüş” sözcüklerinin tekrarlandığı sevgiliye hitap edilen, “pırlanta yazısı”yla yazılmış aşk şiirleri Shakespeare’in ve Rilke’nin eserlerine göndermelerle zenginleşir.
Toprak
Asma yaprakları sonra geldi. Deme’nin kutsal başağı.
Başak sarışını Deme bölüyor, ikiye biçiyor tohumları
Benim olsun dedi orakçı,
Benim olsun başak gözlü kız kardeşim
Gelincik elli deme,
Taze ılık somun kırıldığı zaman
Eleusis gizleri, gizemleri
Lale Müldür’ün toprak adlı şiiri postmodern tarzda yazıldığı gibi diğer ele aldığımız şiirlerde bu görüşü desteklemektedir. Lâle Müldür’ün şiirlerine derinlikli bir çaba olmadan bakıldığında dahi onların biçim ve anlam açısından ayrıksı bir niteliği olduğu görülecektir. Bu ayrıksı tavrın altındaki temel dinamiği ise postmodernizmde aramak mümkündür.
Ak mumların, mumların arasında,
Deme balrengi saçlarını çözdü mü bilinmiyor
Ama acıyı tanıyan iki yarı-tanrı)
Ekin biçilip ortadan kaldırıldığında, üzümler
Toplandığında, ilk karla birlikte kırağı düştüğünde