Bu kitabı okuduktan sonra okumadan önceki halimin zulme karşı kör, sağır ve dilsiz olduğunu anladım, kendime kızdım. Meğer Araplara olan hoşnutsuzluğum gözümü kör etmişte masum çocukların, kadınların, sivillerin acımasızca, insanlık dışı katledildiğini göremiyormuşum. Bu bir müslümanlık meselesi falan değil, insanlık meselesi. Kitap içersindeki herhangi bir olayda empati yaparsanız içiniz hüzün ile doluyor, sevdiklerinizi her an kaybedebilir riski bitiriyor benliğinizi. Bir İsrail askeri her an keskin nişancısı ile sizi öldürebilir, hapse atar hayal edemeyeceğiniz işkenceler yapabilir, acımasızca vurabilir. Gazze' de tam olarak bu var. Karakterlerinden biri olan İbrahim sürekli ölüm riski ile karşı karşıya ama içindeki vatan aşkı mücadele ruhu bu riski almasını sağlıyor. İbrahim gibi niceleri var, zulmün pençesinden kurtulmaya çalışan. Kayıtlarda 1948 yılında başlıyor İsrail soykırımı, Filistin topraklarının büyük kısmını ele geçiriyor, sivilleri katlediyor, halkın elindeki silahları topluyor, silah tespit ettiği anda sahibini işkencelerle harap ediyor inanın bu işkenceleri hayal edemezsiniz, edemeyiz. 1967 yılına kadar geçen sürede Filistin halkını tamamen silahsızlastırma çabasını tamamlamış oluyor fakat insanlar artık bıçaklar ve taşlar ile direnişi yeterli kalamayacağını anlayınca kaçak yollardan silah temini yapıyorlar. Halk bir çok feda eylemi gerçekleştiriyor. Ne var ki tüfek nasıl engel olabilsin katil füzeye... Karanfil, ne yapsın batan dikene...Özel bir kitap. Üstün üslup özelliklerine falan sahip değil, bu konuda hataları olduğunu söyleyebiliriz ama onu özel yapan yazarın kendi kutsal davasına hizmet etmesi. Bilinç sahibi olmak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap. Keşke soykırımdan haberdar olduğum ilk zamanlar okusaydım çünkü vakit kaybettim, bu sürede katil İsrail'e destek veren ürünleri kullandım. Öyle bir kara deliğin içerisindeyiz ki yakında Filistinle kalmayıp hepimizi içerisine alacak. Yahya Sinvar