Teması itibarıyla ilgi duyduğum daha doğrusu iliklerime kadar nefret ettiğim o sistemle alakalı, tepki gösteren karakterler barındıran, güçlü/dişli kendi ayakları üzerinde durup başaramayacağı iş, altından kalkamayacağı durum olmayan kadınların bakış açılarından okumak ufkumu genişletiyor. Bu kitapta da nefretlik karakterler ve ataerki denen pislikler ordusuna mensup, leş kargası erkoların cümlelerini okumak her ne kadar irite edici olsada asla şaşırtmıyor. Gelgelelim stepford kadınlarını belli bir kalıba sokmaya çalışmaları hatta zirveye taşıyıp kadınları birer birer hizmetçi, itaatkar ve düşünme yetisi olmayan sadece ev işleriyle meşgul, eşlerini memnun etmeye / çocuklarına kendini adayan ve asla kendine yararı olmayan robotlar olarak yeni bir düzen yaratıyorlar. Stepforda taşınan aile üyelerinden kadınların bu dönüşüm öncesi sadece dört ayları mevcut. Kitabın kısa olması ve pat diye bitivermesi beni hayal kırıklığına uğratı diyebilirim. Hayalimde hikayeyi uzatarak tüm kadınların kurtulmuş olduğu ve erkeklerin yargılandığı o ütopyayı kurgulamadan edemedim. Gerçekten harika olabilirdi. Daha kalın ancak sonunda kadınların haklarını savundukları ve kazandıkları, ataerkinin esiri olmaktan çıktığı sistem umut verici, teşvik edici olması için imza olabilirdi.
Stepford KadınlarıIra Levin