Bazen bir kitap biter ama siz onun içinden çıkamazsınız. Nadiren 10 puan veririm bir kurguya; çünkü bir kitabın sadece zihnime değil, ruhumun en karanlık köşelerine de dokunmasını beklerim. Paul Auster , Yanılsamalar Kitabı ile tam olarak bunu yaptı.
Auster ile son kitabı Baumgartner sayesinde tanışmıştım, o naif anlatımı beni büyülemişti. Ama bu ikinci buluşmamızda anladım ki Auster sadece hikaye anlatmıyor, adeta bir labirent inşa ediyor. Karısını ve çocuklarını bir uçak kazasında kaybeden David Zimmer’ın o ağır yasıyla başlıyor yolculuk. Ardından gizemli sessiz film oyuncusu Hector Mann’in izine düşüşü ve Alma’nın beklenmedik bir şekilde hayatına girişiyle hikaye bambaşka, çok daha sarsıcı bir boyuta evriliyor. Kaybolmuş hayatların, unutulmuş filmlerin ve o uçsuz bucaksız "yanılsamaların" peşine düşüyoruz.
Kurgu o kadar kusursuz, anlatım o kadar akıcı ki; kendimi bir noktada o sessiz filmlerin içinde, Hector ve Alma’nın o tuhaf dünyasının tam ortasında buldum. Kaybetmenin yakıcılığı ile sanata tutunmanın iyileştiriciliği arasındaki o ince çizgide yürümek gibiydi. Eğer hayatın tesadüflerden ibaret olduğuna ve her sonun içinde gizli bir başlangıç barındırdığına inanıyorsanız, bu kitap sizin de kalbinizi sızlatacak. Benim için tam bir başyapıt oldu…
Bu eserin radarıma girmesini sağlayan Şule’ye kocaman bir teşekkürler... İyi ki bu kitapla yollarımız kesişmiş…
Severek okuduğum kitapların güzel gönüllerde yer ettiğini görmek çok mutlu etti ve asıl ben çok teşekkür ederim bu güzel incelemenizde bana da yer verdiğiniz için. Sayenizde kitabı tekrar okumuş gibi oldum. ❤️