·760 syf.····Okunma: 25 Ocak 2026 22:14 Dikkat spoiler vardır!
Anna Karenina… tarihin en çok okunan kitaplarından biri olduğu gibi, Anna hayranları da eminim ki çoktur. Fakat ben Anna’yı sevemedim. Nedenini tabii ki biliyorum. Tolstoydan okuduğum 2-ci kitap, bence derin bir yazardır. Yarattığı Anna karakterine ise pek ısınamadım. Anna kendinden başka hiç kimseyi düşünmeyen bencil biridir. Bir anne için rastlanmayacak şekilde oğlunu bırakıp Vronskiyle gitmesi, kocası tarafından affedilse bile yine Vronskiyle yaşamaya koşması…
Annanın kocasının ne büyük biri olduğunu da sonda daha iyi görüyoruz.(Adama yazık be.)
Bir de Anna özgüvensiz bir kadın, bunu bir kabul edelim. Daima Vronskiyi kıskanması, imalarda bulunması ama Vronskinin gitmesinden korktuğu için sadece imalarla yetinmesi…sosyeteden çekinmesi…Vronskinin daima yoklaması seviyormu, sevmiyormu diye.
Diğer tarafda ise Levin diye bir karakter var ki, Anna kadar(hatta daha fazla) baş rol diye biliriz. Ve benim en sevdiğim karakter olur kendisi. Levinin Stepanla olan ilk diyaloğunda bile onun ne denli şerefli, sadık biri olduğunu tahmin etmişdim. Sadıklık konusunda sanki Annayla zıtlık teşkil ediyor. Tolstoy eserin bir yerinde Annayla Levini karşılaştırıyor ve o an aslında Levinin o mükemmel karakterinde de bazı ikilemler olduğunu gösteriyor sanki. Karakterin sahici biri gibi artıları olduğu gibi eksileri de var ve bunu bize Tolstoy göstermekle Levin karakterinin de gerçek bir insan olduğunu , onun da yanlışları olduğunu ama iradesi sayesinde bunlardan uzak durduğunu görüyoruz. Ben Levini çok sevdim, Levinde kendimi bulduğum içindir belki. Çoğuları Levini sıkıcı buluyor, ama bence sıkıcı olmak şerefsiz olmaktan iyidir.