·319 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Ocak 2026 10:08 Yazarın daha önce okuduğum Keşke O Deli Ben Olsaydım kitabı, kalbimde özel bir yer edinmişti. Son Ermeni ise bambaşka bir yerden dokundu bana; çünkü bu kez anlatılan hikâye, memleketimin topraklarımın hikâyesiydi. Bu da kitabı benim için sadece bir roman değil, bir hatıra hâline getirdi.
Eser, Kayseri’nin Tomarza ilçesine bağlı bir köyde geçen bir yaşamı anlatıyor. Osmanlı Devleti’nin ayakta olduğu yıllarda Ermeniler, Türkler ve Avşarlar aynı sofrayı paylaşmış, aynı toprağı sürmüş, aynı acılara ve sevinçlere omuz vermişlerdi. Din, dil, kimlik ayrımı olmadan; insan olmanın sade ve sahici hâliyle yaşanmış bir hayat vardı.Tehcir Kanunu’nun çıkmasıyla birlikte bu düzen yavaş yavaş bozulur. Göç yollarına düşen Ermeniler, ayrılırken bu köylerde son kez soluklanır. Türkmenler ve Avşarlar ise ekmeğini, suyunu, evini paylaşır. Roman boyunca “Son Ermeni” olarak anılan Gazer Usta da bu köyde bir süre kalır. Gördüğü iyilikler, yaşadığı insanlık, onda silinmez bir iz bırakır Gazer Usta’nın oğlu Arsin ile İbiş Hoca’nın oğlu Mehmet iki dost olur aynı topraklarda filizlenen, zamanla sınırları aşan bir dostluktur Yıllar onları ayrı düşürse de kalpleri hiç kopmamıştı birbirinden. Mehmet, sonunda Kadim dostu Arsin’in yanına gitmeye karar verir. Fakat kader, bu buluşmaya izin vermez. Bu kez karşısına çıkan, insanlığın en karanlık yüzüdür. Türk işçileri çalıştırdığı ve ASALA’ya destek vermediği için Mehmet, ASALA terör örgütü tarafından hunharca öldürülür. Bir mektup daha yazılamaz, bir yolculuk yarım kalır, bir dostluk sessizliğe gömülür..