İki Köy Bir Şehir – Berna Nalbantlar
Bazı çocuklar büyümez; erken ağırlaşır. Aziz de onlardan biri. İki Köy Bir Şehir, bir çocuğun omuzlarına sessizce bırakılan sorumlulukların hikâyesi. Bu kitapta özlem bağırmaz, acı ağlamaz; her şey sakin, her şey derindir. Aziz’in suskunluğu bir eksiklik değil, hayata karşı geliştirdiği bir savunmadır. Vefa, merhamet ve emek bu hikâyede teorik kavramlar değildir; pazarda, evde, bekleyişte karşılık bulur.
Berna Nalbantlar okura “üzül” demez; sadece gösterir. Gerisi zaten kalbin işidir. Bu kitabı bitirdiğinizde bir kahramanı değil, yarım kalmış bir çocukluğu hatırlarsınız.
Gelelim kitaba;
Babası şehirde aşçı olan Aziz, annesi ve kardeşleriyle birlikte köyde yaşar. Bir gün babası, ailesini yanına aldırmak için haber gönderir. Ancak annesi Nazlı, Aziz’i anneannesi, dedesi ve dayısına yardımcı olması için köyde bırakır. Aziz bu kararı istemese de kabullenmek zorunda kalır.
Haydar dede çalışma için şehir dışındadır. Güllale nine tarla işleriyle uğraşır. Aziz ise kas hastası olan dayısı Hasan Ağa ile birlikte yaşamaya başlar ve onunla ticaret işlerine yardım eder. Zamanla dayısından ticaretle ilgili pek çok şey öğrenir; fakat anne özlemi her geçen gün daha da ağırlaşır. Komşusunda gördüğü bir hastalığı taklit ederek annesinin yanına gitmeyi başarır.
Peki, sonrasında neler olur?
İnanın, size kitabın tamamını anlatmak istiyorum ama okurken hissettiklerimi tam olarak aktarabilir miyim bilmiyorum. Bu yüzden Berna Nalbantlar okunmalı. Aziz’e çok üzüldüm. Gözden çıkarılmış, yüreğine koca koca yükler bindirilmiş bir çocuk o. Var olan ama aslında hiç var olmayan bir babaya rağmen, kendini çok güzel büyüten Aziz…
Yaşından büyük olgunluğuyla insanın kalbine dokunuyor.
Bu hikâye bir yoksunluğu değil, bir çocuğun kalbinde büyüyen merhameti anlatıyor aslında. Berna Nalbantlar, gösterişsiz ama derin bir dille; suskunlukları, bekleyişleri ve sevgiyi satır aralarına bırakmış. Kitap bittiğinde Aziz’i bir karakter olarak değil, gerçek bir insan gibi hatırlıyorsunuz. Berna Nalbantlar
İki Köy Bir ŞehirBerna Nalbantlar · Dorlion Yayınları · 202469 okunma