·378 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mart 2024 20:45 Yollar Dönüşe Gider
Nurullah Genç’in şairane üslubunun bir roman kurgusuyla birleştiğinde ne kadar büyüdüğünü "Yollar Dönüşe Gider" ile bizzat şahit oldum. Kitabı okurken beni en çok sarsan şey, anlatılanların sadece bir kurgu değil, yazarın kendi dedesinin gerçek yaşam öyküsü olmasıydı. Birinci Dünya Savaşı’nın o amansız yıllarında Erzurum’un bağrından koparılıp Sibirya’nın dondurucu esaret kamplarına sürülen Bekir Ağa’nın hikayesi, benim için sadece bir savaş romanı değil, bir sabır ve imanın somut göstergesi niteliğindeydi. Nurullah Genç, Sibirya’nın o buz kesen soğuğunu ve esaretin insan ruhunda açtığı derin yaraları öyle canlı betimlemiş ki, okurken adeta o buzlu rayların üzerinde Bekir ile birlikte yürüdüğümü hissettim. Ancak bu romanı zihnime kazıyan asıl unsur, en umutsuz anlarda bile sönmeyen "vatan ve kavuşma" arzusu oldu. Esaretin ortasında yeşeren o hüzünlü aşk ve Bekir Ağa’nın onurundan ödün vermeyen duruşu, insanın en zor şartlarda bile ruhunu nasıl koruyabileceğini çok zarif bir dille anlatıyor. "Yollar Dönüşe Gider", bittiğinde insanın kalbinde hem derin bir hüzün hem de sarsılmaz bir umut bırakıyor; bize sadakatin, vefanın ve sabrın her türlü zinciri kırabileceğini hatırlatıyor.