ben ilk başta sadece Mateo ve Rufus karakterlerinin son yirmi dört saatini okuyacağımızı sanmıştım ama ara sıra başka ölüm haberi alan veya almayan karakterleri de okuduk ve bu hoşuma gitti. kitabı sıkıcı olmaktan kurtaran bir durum olmuş. Mateo ve Rufus karakterlerinin olduğu bölümler birinci ağızdan, diğer karakterlerin olduğu bölümler üçüncü ağızdan yazılmıştı. yazım dili basit, güzel ve akıcıydı. karakterler de tatlıydı. benim en sevdiğim Lidia oldu.
-spoiler-
sadece kitabın sonlarına doğru olan Mateo ve Rufus'ın öpüşme ve birdenbire aşk sahnesini zorlama buldum. oraya kadar romantik bir şey yaşanacak demiyor kitap. bence ikisi arkadaş olarak kalıp ölseler daha güzel olurdu, sırf yazılmak için yazılmış bir sahneydi benim için.