10/10
·152 syf.··
2026 18. kitabı
Şark'ın Serçesi, Tevfik El-Hakim’in, Ketebe Yayınları’nden çıkan kitabıdır. Bu ay okuduğum kitaplar arasında en çok keyif aldığım eser oldu. Gün boyu elimden bırakmadan okuyup bitirdim. Akıcılığı, sadeliği, işlenen konu ve anlatımı oldukça etkileyiciydi. Bu nedenle yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Kitaba gelirsek; bence eserin vermek istediği ve düşündürmek istediği temel mesaj, Doğu ve Batı medeniyetinin karşılaştırılmasıdır. Teknik ve bilimin, ruhu ve maneviyatı nasıl saf dışı bıraktığını; insanların maddeye yönelerek kendi sonunu nasıl hazırladığını anlatıyor. Mısır’dan gelen genç Muhsin, Fransa’da yaşamaktadır. Doğu ile Batı kültürleri, Muhsin ve André karakterleri üzerinden aktarılmaktadır. Doğu medeniyetinde yetişen bir şahsiyetin aşka bakışı ile Fransa’da yaşayan insanların aşka ve ikili ilişkilere yaklaşımı arasındaki farklar dikkat çekici bir şekilde ortaya konuluyor. Bence sevmek, öyle basite indirgenecek bir duygu değildir. Bu yüzden âşık olduğun ve sevdiğin zaman, bu duygunun ızdırabını ve çilesini içinde hissetmen gerekir. Çünkü bu duygular basit ve sığ değil, kutsal duygulardır. Bu kutsiyet; çekingenlik, uzaktan sevme, içinde yaşatma ve bir bedel ödeme hâlini içerir. Bu duyguları hemen çarçur edemezsin; onları kutsiyetinden uzaklaştıracak yapay ve samimiyetten yoksun davranışlarla heba edemezsin. Muhsin ile arkadaşı André arasındaki diyaloglar, modern ve maddeci bir bakış açısı ile inançlı ve maneviyat merkezli bir bakış açısının bu duygulara yaklaşımını düşündürüyor. Bunun yanında Muhsin karakterinin bir de Rus dostu vardır; dertleştiği, hakikatleri konuştuğu bir karakter… Yazar, asıl vermek istediği düşünceyi Muhsin ile bu Rus dostu arasında geçen diyaloglar üzerinden aktarıyor. Bu çağın acımasızlığı; her şeyin tüketmek üzerine kurulu olduğu bir düzenin, insanları nasıl bir uçuruma sürüklediğini açıkça gösteriyor. Mesela bir alıntı: “Evet, hız kazandık fakat tabiatla doğrudan ilişki kurdukça gelişen mana servetini yitirdik!” Yazar, Muhsin’in Rus dostu üzerinden şu düşünceleri dile getirir: “Her şeyi tüketiyoruz, çok hızlı yaşıyoruz. Her yere çok hızlı varıyoruz. Bu kadar hıza rağmen hiçbir yere ulaşamıyoruz. Çünkü mana yok, gaye yok, derinlik yok, ruh yok!” Tüketiyor, tüketiyor, tüketiyor; ama sonra bir bakıyoruz ki aslında tükettiğimiz nesneler değil, kendimiziz. Gençliğimiz, sevdiklerimiz, duygularımız, dostluklarımız… Öyle bir tüketme hastalığı var ki çağımızda, kitap okumak bile bu hastalıktan kendini koruyamamıştır. Yazar, bu konu bağlamında Aldous Huxley’den bir alıntı yapıyor: “Bu asırdaki hayat tarzı insanda tiksinti uyandırmaktadır. Çünkü sanayi düzenindeki hızlı gelişme, Avrupa nüfusunda ani bir artışa sebebiyet vermiş, bir asır gibi bir sürede nüfusu ikiye katlamıştır. Bundan sonra temel öğretim denen sistem gelmiş ve bunun sonucunda çoğunluğu oluşturan bir okuryazar kitlesi doğmuştur. Sermaye sahipleri bu kitle için bir şeyler yapmak üzere faaliyete geçmiş ve yeni bir sanayi dalı inşa etmiştir. Bunun adı, okunacak malzeme sanayisidir. (...) Zira geçmişte insanlar az sayıda kitap bilirlerdi. Ancak bunlar çok kaliteli türden eserler olurdu. Günümüzde ise Daily Express, dergiler ve polisiye romanlarla büyüyorlar. İnsanlar, az ve ölümsüz eserler okuyacaklarına çok ve niteliksiz şeyler okumaya başlamışlardır!” (s. 134) Burada yapılan alıntıdan da anlaşılacağı gibi, sadece tüketmek için okumak; derinlik, anlam ve mana aramadan okumak söz konusudur. Bu şekilde okumalar yapıldığı için eserin niteliğine bakılmıyor. Önemli olan sadece nicelik… Ne kadar çok ve hızlı kitap okunursa, başarı sağlanmış oluyor. Ancak bu, ruhsuz bir başarıdır. Hatta insanlar bu şekilde bir yönelim içinde olduğu için, en çok hangi kitap okunmuşsa (çok satanlar listesi), çoğunluk o kitaba yöneliyor. Bu da bir nevi sürü psikolojisini beraberinde getiriyor. Bu konu hakkında “Sarı Yüz” kitabını da okuyabilirsiniz. Çok satanlar listesi, aslında editörler tarafından medya ve algı yoluyla belirleniyor. Yayınevlerinin ve editörlerin öne çıkardığı kitaplar, nitelik fark etmeksizin tüketiliyor. Sistem, çağın dinamiklerine uygun şekilde işlemeye devam ediyor. Maalesef bu gerçekler sarsıcı… Düşünmek ve elimizden geldikçe önlem almak gerekiyor. Kitabın düşündürdüğü daha birçok konu var; ancak ben burada bitireyim. Okunması tavsiye edilir.
Şark'ın SerçesiTevfik El-Hakim · Ketebe Yayınevi · 202454 okunma
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.