3 Aralık 1984’te Hindistan’ın Bhopal kentinde, böcek ilacı üreten bir fabrikadan sızan metil izosiyanat gazı binlerce insanın zehirlenmesine ve ölümüne yol açmıştır. Tarihe “Bhopal Felaketi” olarak geçen bu korkunç olay, yazar tarafından 10 yaşındaki bir çocuğun gözünden, zaman zaman masalsı bir anlatımla kitaba aktarılmıştır.
Oldukça akıcı bir dile sahip olan eser, pek çok insanın hatırlamak istemeyeceği ve izleri hâlâ süren bu büyük trajediyi okura duyarlı bir biçimde sunuyor. Aynı zamanda dönemin Hindistan’ına dair sosyal ve kültürel ayrıntılarla oldukça bilgilendirici bir çerçeve çiziyor.
Mirasın Yükü, 10 yaşındaki Amil’in ailesinden koparılmasını; bir aile borcu ve utancı olarak görülen dedesinin, birlikte savaştığı ve çok sevdiği arkadaşlarını kurtaramamasının kuşaklar boyunca aktarılan bir yük hâline gelmesini anlatıyor. Bu yükün küçük omuzlarda yarattığı ağır bedellere dikkat çekiyor.
Bununla birlikte Amil’in verdiği mücadele, okurun duygularını zaman zaman altüst ediyor. Onun yaşadığı acı, korku ve direniş, hikâyeyi yalnızca bir felaket anlatısı olmaktan çıkarıp insani bir yüz kazandırıyor.
Bana göre bu kitabın var oluş amacı tek bir kelimeyle özetlenebilir: “Unutmamak.”
Felaketlerden sonra da, hatta felaketlerden önce de…
Unutmamak. Mirasın Yükü