Baştan söylemeliyim ki bu içerik Spoiler içerir Aslında kitabın adından belli herşey ama ben sonunu bildiğim şeyleri kendim keşfetmeyi seviyorum.
Yazarla ilgili edindiğim bilgiye göre yazarımızın çoğu kitabı otobiyografik tarzdaymış en çok da bu kitabı .Benim bu yazardan ilk okuduğum kitapta bu zaten.
Kitabımıza gelirsek ; o etkileyici cümle ile başlar .
"Babam bir bahçıvandı .Şimdi bir bahçe "
Babasına kanser teşhisi konan yazarımız bu süreci kitaplaştırarak da bize anlatıyor ama ne anlatı. Önce teşhisi sonra ,tedavi sürecini ,sonra ölümü ve daha sonra babalık üzerine bir kaç cümle ,babasıyla anıları ,babasının çocukluğu derken kısa da olsa dolu dolu bir kitap çıkıyor.
Ölüme kadar olan kısım çok acıklı ve etkikeyiciydi gerçekten süreci bana yaşattı resmen .Ama oğlundan çok babasının ölüme yaklaşımı , teslimiyeti ve her defasında oğluna "korkacak bişey yok "demesi anne ve babaların en kritik anlarda bile herşey yolunda gibi davranmasının büyük bir örneğiydi.Ölüyordu ve bunu biliyordu sadece sessizce teslim oldu .İsyan yok teslimiyet var kabulleniş var .
Ve ölüyor da bir sabah beklenildiği gibi geri sadece hatıralar kaldı ve artık hatıralarla yaşamak zorunda kalıyor ailesi de .Hayat devam ediyor en acısı da ve insan da alışıyor.Kitapta da dediği gibi onun ektiği patatesleri onsuz yemek gibi. Kalp sızlatıcı.
Kitap aslında biraz da ölüm sonrasını anlatıyor .Babası ya da annesi ölmüş biri ne yapar, nasıl teselli bulur, yasını nasıl yaşar bu süreç nasıl ilerler . Yas kitabı gibi desekte yanlış olmaz .
Çok mu harika bir kitap bilinmez ama yaşadığını aktarma şekli olarak başarılı bana geçti en azından duygu , ama hep dediğim gibi kitabın etkisini arttıran okuyucunun o anki ruh hali .Yeni kayıplar yaşayan ya da bir ebeveynini kaybeden birisi ile kayıp yaşamamış birisinin kitaba bakışı da farklı olacak .
Çoğu şeyi sözcüklere dökmek zordur hele bir kayıbı o açıdan okunmaya değer bir kitap merak edenler değerlendirebilir.