Gönderi

8/10
·168 syf.··
2018 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2018 00:00
Eee ne olacak şimdi ha? diye kitabın içinde sık sık soran Alexe cevap olarak: Hikayeni okuyup bitirmem üzerine inceleme ve yorumlarımı elimden geldiği, dilimin döndüğü ve kelimelerimin yettiği
1000Kitap
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma
··
286 Gösterim
4 Yorum
İncelemenizi okumayı şimdi bitirdim. Öncelikle ellerinize sağlık. Çok derin bir inceleme yapmışsınız. Görüşlerinizin bir kısmına katılmamakla birlikte, gündelik hayata dair yaptığınız tespitlerin doğruluğuna diyecek söz bulamıyorum. Değerlendirmenizden elde ettiğim kazanımların en büyüğü, yazarın müzisyen kimliğini öğrenmem. Klasik müzikle bu durumu, kitabı ilk okuduğumda bağdaştıramamıştım. Ancak şu an, kitaptaki bir cümleyi anımsayarak (kitabın bir yerinde klasik müzik dinleyen bir gencin, şiddete meyilli olmasının anlaşılamayacağı/şiddete meyilli olamayacağı gibi bir ifade vardı) yazar, Alex üzerinden aslında kendi ruhundaki kötülük eğilimine de işaret etmeye mi çalıştı diye düşünmeden edemiyorum. Biraz daha derine inmem lazım kesin bir yargıya varabilmek için tabi ki:) Değerlendirmenizde katılmadığım bir kısım var. Bana otoriteye çok yüklenmişsiniz gibi geldi. Sebeplerimi de şöyle açıklayacağım. Öncelikle, kitapta hususi olarak yazarın taraf tutmamaya çalışarak, karakterlerin değişik olarak değerlendirilebilmesine imkan tanıyacak şekilde küçük ayrıntılar verdiğini düşünüyorum. Örneğin, değerlendirmenizde otorite yetkililerinin Alex'in "zihnini boşaltıp yerine kendi isteklerini ve kurallarını yerleştirdiğini" söylemişsiniz. Ancak kitaptan hatırlarsanız, filmde de benzer bir şekilde oynandı, Alex bu deney için kendisi gönüllü olmuştur ve sözleşme imzalamıştır. Her ne kadar filmde sözleşmeyi okumak istemiş de okutmamışlar gibi görünse de, kitapta sözleşmeyi okuduğunu hatırlıyorum. Hafızam beni yanıltıyorsa lütfen söyleyin. Bu işe bu kadar gönüllü olmasının sebebi de yine dışarı çıkıp kaldığı yerden hayatına devam etmek ki bunu İncil’i okurkenki şiddet dolu hayallerinden anlayabiliriz. Dolayısıyla Alex’in zorlandığı bir uygulama değil bu, kendi çıkarına hizmet için otoriteye oyun oynayacağını hesaplamış, ancak ava giderken avlanmıştır. Yine “Ne kadar bilinçsiz ve haksız yere otoriteye boyun eğmek mecburiyetinde kalması” gibi bir cümle kurmuştunuz. Alex suçsuz, insanlara zararı olmayan, dolayısıyla otoritenin müdahale etmesinin gerekmediği bir insan değil. Aksine, otorite bunlara müdahale etmelidir. Müdahale etmesi gerektiği yerde müdahale etmezse kimse “Yaşasın özgürlükçü devlet, özgürlükçü otorite” demez; otorite işini yapmıyor der. Otoritelerin görevleri olduğu gibi sorumlulukları da vardır. Bu tarz kişilere karşı müdahale edilmesi de devlet kuruluş mantığının ana gerekçesi ve devletin “güvenlik” adı altındaki başlıca sorumluluğudur. Kötü niyetli güç kullanımları ayrık tutarsak, devleti ne kadar “cici” gösteremiyorsak, “kaka” da gösteremeyiz. Ayrıca yine Alex’ten tek yararlanan otoriteymiş gibi anlatıyorsunuz. Halbuki, kitabın sonunda görmüştük ki, aslında ona yardım etmeye çalışan “aydın” olarak adlandırılan yazar bey ve arkadaşları, röportaj yapar gibi Alex’le alakalı hassas bilgileri öğrenmişler ve daha sonra kendi davalarında haklı çıkabilmek ve ellerini güçlendirebilmek adına bu bilgileri kullanarak Alex’i intihara sürüklemişlerdir. Sonuç olarak, yazarın bunları planlı yaptığını ve Alex’i ve otoriteyi tamamen masum/suçlu göstermeyerek, yine “aydın kesim”i tamamen güçsüzün yanında ve çıkarsız göstermeyerek belirli bir amaç güttüğünü düşünüyorum. Ki Alex’in sadece şiddet duygularının sınırlanması, sözleşme imzalaması, sadece bilincine hitap edilerek fiziksel bir zulme maruz bırakılmaması gibi hassas noktaların özellikle eklendiğini düşünüyorum. Kitap her haliyle muazzam yani. Dediğim gibi, kim hangi yemi tutarsa, o yönden bakabiliyor :) Bu arada, iki defa okumama rağmen sizin önerinizi fark edemedim? Ne önerdiğinizi ayrıca yazar mısınız?
Önceki 2 yanıtı göster
Tekrar teşekkürle başlıyorum bu karşılıklı fikir yolculuğuna devam ettirdiğiniz için. Cevabımı yazmak için uygun bir zamanı bekledim , güzel ve kritik bir konu üzerine atıştığımız içinde o derece önem vererek yazmak istedim , şimdi de içimden geldiğince ve uzun olacağı için yine aynı şekilde hatta daha bile fazla olabilir o yüzden şimdiden uyararak cevaplamaya başlıyorum hazırlıkli okuyun Tabi sizin görüşünüze saygı duyarım katılıp katılmamanıza. O zaman devam edim katılmadığınız konular üzerine ifadelerime: Evet doğru pişmanlığı oldu ama hak verirsiniz ki hangimiz kabullendiğimiz bir şekilde razı olduğumuz acıları kendi tercihlerimizle seçiyoruz ki bu insanın elinde mi ? Alex o deneyi bile bile seçmedi kendine göre farklı bir beklentisi vardı hatırladığım kadarıyla belki yanlıştır ama bu şekilde kalmış kafamda ve dolayısıyla girdiği geri dönüşü olmayan yoldan da mecburen bedelini ödemeyerek katlanmak zorunda kaldı. Evet o görüntüler zaten deneyin asıl amacıydı ve özetiydi. Önleme konusu gerçekten derin ve teferruatlı bir konu ve tamamiyle somut bir temellere dayanmıyor soyut özellikleri de bir o kadar kuvvetli düşüncem olarak. Elimden geldiği kadar aktarmaya çalışacağım; Hepimiz kendimizce bir şeyleri yolunda tutmak için yeri gelir sert yeri gelir yumuşak kurallar belirleriz kendimize karşı bile. Burada doğru adımlar yanlış adımlarla da karışabilir tabii. Ben sağlıklı ve yararlı sonuçların, getirilerin, doğru ve çok katı olmayan insanın içtenlikle uygulayabileceği yoldan ulaşılabileceğini düşünüyorum kendimce. Burada otoritenin izleyeceği yola taşımak istiyorum konuyu; Evet Alexler kendi iç dünyalarında ilk önce kötülük tohumlarını kendileri hissediyor. Fakat her bireyin senin benim onun içimizde iyilik ve kötülük eğilimlerimiz bulunuyor bu aşikar. Kendimiz hangi tarafı seçip, yönelip , geliştirerek ortaya çıkarmayı bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz. Fakat bunda çevremizin, ailemizin, toplumda gördüğümüz olaylardan, sadece manevi olaylarla kalmayıp maddi olaylardan da etkilenip şekillendiğini ifade etmek istiyorum. Ben kesinlikle önlem konusu üzerine sınırlama ve kısıtlamadan yana değilim zaten karşı durduğum konu da bu , ben nispeten daha çok geniş ve yumuşak sınırlar içerisinde serbest eylem ve serbest düşünce ortamında kendi kararlarımızı bir şeylere bir doğrultuda yönlendirilmeden dikte edilmeden hür irademizle ve seçim özgürlüğümüz ile gerçekleştirmemizi gerekli buluyorum. Buna kitapta iyilik ve kötülük kavramları üzerinden seçim şansının köreltilmesi üzerinden değiniliyor; iyiliği kendi içimizden seçemezsek, birileri tarafından öyle istenildiği için seçersek bizim pek az o ölçüde tutunabileceğimiz ortaya konulmuş. Ve Alexin hapisten çıktıktan sonra eylemsel özelliklerinin değişip fakat zihinsel düşünceleri hala aynı bir biçimde kalarak devam ettiğini de hatırlarsınız fakat bir noktadan sonra biraz daha düşünceleri kavrayarak içinde bulunduğu hayatı sorgulayarak kötülüklerin pek fayda getirmediğini saptayarak kitap sonlarına doğru değişim içerisine giriyordu hatırlarsanız. Bence sınırlamaları kısıtlamaları baskıları insan üzerinde ters teptiğini ve gerekli olmadığını düşünüyorum ki tarihin ilk çağlarından itibaren insanlar bir arada daha hoşgörülü daha duyarlı daha güzel bir şekilde kaynaşıp kendi sorunlarının üstlerinden gelerek yaşamlarını sürdürebilmişler ta ki ortaya çıkan bazı kurallar , kavramlarla ve metodlarla, insanların kendi tercih haklarının yönlendirilerek yada daha da ileri gidilerek gasp edilene kadar. Hıı Alexe gelirsem kesinlikle ne tasvip edeceğim ne de kabulleneceğim bir insan. Kesinlikle öyle insanı kabul etmem ama bunu oluşturan bazı tetikleyen ortaya olumsuz şekilde çıkaran etkenlerde var her insan malum ki etkilenir ve tepki oluşturur kendince dış dünyaya. Sizin aslında belirttiğiniz sorunlarınızın , insanlarının yanlış eylemlerinin çözümünü ben öncelikle otorite tarafından bir yolda buluyorum; Refah ve eşitlik , huzur ve mutluluk oluşturan bir yönetimde. İş süresine ve kalan zamana gelince kendimizden örnek verirsem dünya üzerinde en fazla mesai harcayan ülkelerin başında geliyoruz ve arkamızdan gelen ülkelerinde mutluluk ve huzur seviyeleri tam tersine sıralama üzerinde en sonlarda geliyor olumsuz olarak. Fakat en olumlu ve yaşam dolu ülkelerin ise mesai sürelerinin ilk ülkelere göre ne kadar az sürede olup dolayısıyla sonucunun da nasıl olumlu olduğunu ortaya çıkarıyor ki bu konu daha bir çok sebeplere de dayanıyor olabilir tabi ama bu sebep de en önemli konulardan birisi. Evet boş zamanlardaki tercihler insanların kararına bağlı fakat seçenekleri oluşturmak veya istedikleri seçenekleri uygulamak onların elinde değil ne yazik ki çok derin konular gerçekten anlatılarak bitecek konular değil fakat yinede girdik artık bu yola sapmak olmaz. Evet bu seçenekleri belirleyen faktörü az çok tahmin edersiniz; Ülkenin ekonomik şartları ve ekonomik hasılatı. Yani bir herhangi bir bireyin milli geliri şuankinden yüksek olsa bahsettiğiniz aynı kişiler twitter,facebook gibi mecralarda zamanlarını boşa geçilerek öldürürler mi yoksa daha güzel ve kültürel etkinlikleri mi tercih ederler, daha faydalı faaliyetler mi uygularlar, sosyal projelere mi imza atarlar bunun cevabı aslında bazı çevrelerde gözümüzün önünde. Şöyle ki ekonomik özelliklere göre insanların yaşayış özellikleri ve tercihleri de ona göre şekilleniyor farklılık gösteriyor. Burada ülkenin ekonomik koşullarının kötü ve yetersiz olması da insanların değil yönetenlerin , otoritenin sorumluluğundan kaynaklanmakta. Evet kitap okuyoruz kitap okunmasını istiyoruz daha da ve herkesin bunu uygulamasını, fakat benim gibi öyle sanıyorum sizde yada her kitap okuyan insan da ister ki rahat bir şekilde kafasını düşüncelerini okuduğu kitaba odaklanacak biçimde okumanın daha güzel olduğunu tatmak. Ama ne yazik ki isminizi bilemediğimden sayın okuyan , sorunlar ve endişelerin olduğu bir toplumda yarınların umutsuzluk ve olumsuzluk barındığı bir yaşamda bugünler çok sağlıklı bir şekilde değerlendirilemez. Yakın bir zamana kadar bölge bölge değişse de tüm ülke üzerinde hissedilen terör belasını da eklerim ve oluşturduğu yıkıcılığından bahsetmeyi gereksiz bulurum bu kadar uzun konuları açıklamanın üzerine :=)
3 yanıtı göster
Devlet Ayıcı hocam, tüm samimiyetimle söylüyorum ki, şu ana kadar denk gelip okuduğum en kapsamlı ve en doyurucu Otomatik Portakal incelemesini yazmışsınız. Çok emek harcamışsınız ama inanın çok beğenerek okudum. Ben filmi seyredenler grubunda olduğum için konuya uzak değilim. Yönetmen koltuğunda Kubrick olduğu için kitabı okumasam dahi filmin iyi bir uyarlama olduğunu düşünüyorum. Çünkü film de sinema dünyası içinde kült kimliği kazandı ki önemli bir başarıdır... İncelemenizde aralara serpiştirdiğiniz kişisel fikirleriniz kitabın ruhuna nüfuz eden, her biri üzerinde konuşulup tartışılacak nitelikte önemli fikirler. Kitabın evrenselliği, zamansızlığı ve genel anlamda yapılan sistem eleştirisi gerçekten de değerli. Dövüş Kulübü ile beraber incelenip konuşulanilir. Çünkü iki eserde de bugüne hitap eden çok önemli mesajlar var. Lafı daha fazla uzatmak istemiyorum. İyi ki katılmışsınız etkinliğimize ve sizi tanımışız:) Ben de sizin gibi Zaman Makinesi’ni okuyacağım birkaç güne kadar. Yeni paylaşımlarda görüşmek üzere... Sağlıcakla kalın...
Çok teşekkür ederim Necip bey , estağfurullah telaffuz edebildiğim, hafızamdaki oluşanları yazıya dökebildiğim kadarını paylaştım, gerçekten doygunluk ve fikir zenginliği oluşturan bir eser olduğu için de başarısının yanında zahmeti katlanılabilir geldi hakkını verebildiysem ne mutlu bana. Sizinde beğeninizi kazanmam, sevinç ve gurur duymamı sağladı :) Filmin de gayet başarılı uyarlandığı yorumlarını görmüştüm hatta final kısmında yönetmenin kendine has geliştirmesiyle daha güzel olduğunu duymuştum o açıdan olabildiğince yansıttığını sanıyorum. Dövüş kulubünün de filmini izlememe rağmen romanlarının başarısının bu sitede bazı okuyanların paylaşımları sayesinde farkına vardım umarım o eserleri de okumayı temenni ederim herhangi bir zamanda. Sizin gibi değerli kişilerle ve okurlarla tanışmaktan ben de sevinç duydum tekrar teşekkür ederim, Zaman makinesini de keyifli ve iyi okumalar dilerim, bilmukabele...
merhaba bu tarz yeraltı edebiyatı argo tarz seviyorsan "namus namına tutuklusun." kitabını öneririm profilimde inceleme ve alıntılar mevcuttur :)
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.