Kendi ışığını başkasının gölgesinde arama.
Bir yazar danışmanlarımızın en sık hatırlatmaları gereken cümlelerden biri bu.
Yazarlık, ister istemez karşılaştırmaların bol olduğu bir yol. Kim ne yazmış, kim daha çok okunmuş, kimin cümlesi daha çok paylaşılmış… Bunlara bakmak kaçınılmaz. Ama şunu bilmelisin; başkasının gölgesi, senin ışığını büyütmez; sadece yönünü şaşırtır.
Etkilenmek başka, benzemeye çalışmak başkadır. İlham almak kıymetlidir; fakat bir başkasının sesine sığınmak, kendi sesini kısmaktır. Okur, kusursuz taklitleri değil; kendine ait bir titreşimi olan metinleri hisseder.
Eğer yazarken sık sık şunu düşünüyorsan;
• “Bu cümle yeterince iyi mi?”
• “Onun gibi yazsam daha mı çok sevilir?”
• “Benim anlatımım çok mu sade?”
Dur ve kendine şunu sor;
Ben neyi, neden, nasıl anlatmak istiyorum?
Bir yazarın asıl gücü; parladığı yer değil, direndiği yerdir. Kendi kelimelerini savunabildiğin, sesine sahip çıktığın yer. Işığını başkasının üzerinden yansıtmaya çalıştığında, metnin geçici olur. Kendi içinden yaktığında ise kalıcı.
Şunu unutma!
Her yazarın yolu başka, zamanı başka, okuru başkadır. Senin metnin de kendi yolunu bulacaktır. Yeter ki ışığını başkasının gölgesinde aramaktan vazgeç.
Sen yazmaya devam et.
Kendi sesin, seni bekleyen okura mutlaka ulaşır.