Yazarın kalemiyle ilk kez bu kitapta tanıştım ve açıkçası çok şaşırdım. Türk bir yazar olmasına rağmen dili, kurgusu ve karakter dinamikleriyle okurken sürekli “çeviri bir romantik-komedi mi okuyorum?” hissi verdi. Akıcı anlatımı, diyalogların doğallığı ve sahnelerin sinematografik havası kitabı bir çırpıda okutuyor.
Hikâye; düzeni, mantığı ve bilimi merkezine almış, aşka mesafeli bir bilim kadını olan Maria Jones ile hayatı daha hafif yaşayan, özgüveni yüksek, yakışıklı mimar Leonardo La Timer etrafında şekilleniyor. Bir gece yaşanan tesadüfi karşılaşma ve ardından mecburen aynı evde yaşamaya başlamalarıyla zıtlıklar daha da belirginleşiyor. Maria’nın kuralları, Leo’nun umursamaz tavırlarıyla sürekli çatışırken; atışmalar, inatlaşmalar ve bastırılmaya çalışılan duygular hikâyeyi hem eğlenceli hem de sürükleyici kılıyor.
Kitap sadece tatlı bir romantik hikâye sunmuyor; aynı zamanda “akıl mı kalp mi?”, “kontrol mü teslimiyet mi?” gibi soruları da satır aralarına ustaca serpiştiriyor. Güçlü, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın karakterin merkezde olması ise benim için artı bir puandı.
Kısacası; yer yer gülümseten, yer yer sinirlendiren ama en çok da keyifle okunan bir romantik-komedi. Yazarla tanışmak için güzel bir başlangıç ve türü sevenler için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir kitap.