Puan vermedi·632 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Ocak 2026 23:59 Oğuz Atay romanın özgünlüğünü ayrıntılarda görürmüş. Delirmeler Sarayı'nı okurken aklıma surekli Tutunamayanlar'ın gelmesj bununla ilgili olabilir mi? Ya da ana karakterlerden birinin Selim olmasıyla mı..
Roman, anlatıcının kurguya dahil olduğu ilk çerçeve hariç iki farklı zaman iki farklı öğrenci grubu ve bu zamanların birbirine geçmis karmaşık anlatımıyla tam bir postmodern roman örneği.
Kurgu bizum, karakterin rolünden çıkması ve yavas yavaş diğer karaktere yanaşması-benzeşmesi mi diyelim?- hikayenin içinde kendiliğinden bir akış ve gerilim oluşturdu.
Ihsan Zahir'in fiziken bu kadar yok gibiyken nasıl bu kadar etkin ve kurgunun ana öğelerinden biri olduğunu mu irdelemeliyim, İsmail'in diğer romanlardaki Mehmet'le İbrahim'le hissettiğim bağını mı?
Sanki bu ikili zamanın ortasında bir ayna var ve her karakter paralel zamandaki ötekiyle benzeşiyor. Misal anlatıcı bile bir yerde İsmail'e Selim diyor. Öte yandan Ferya ne kadar anaç, yardımsever, ilgiliyse Yasemin o kadar mesafeli ve uzak. -İsmail'i yıldıran da bu muydu?- Hakan yer yer Gökhan'a, Engin ise Asım'a benzemiyor değil. Peki İsmail ile Arif arasında anlatıcı mı var Güray Süngü mü? Güray Süngü romanda bir karakter ve roman onun öğrencilere konferansıyla başlıyor, kapalıçarşıda yürüyor kurgunun içine dalıyor. Delirmeler Sarayı İsmail'in yazdığını düşündüğü kargacık harf kalabalığından bir romanın varlık sahasına anlatıcı karakter Güray Süngü ile mi çıkıyor?
Öte yandan sokak sokak rafine bir İstanbul romanı, biraz Bursa.. Metinlerarasılıkta satırlar arasına siğışan ve ruha da karakterlere de yol veren İsmet Özel ve Zarifoğlu mısraları...
Aynı eserler ve ayni yazarın sebep olduğu-ya da yolunu açtığı-bir kayboluş ve o kalybolmanın esrarı ve ışığına tutunarak iki kendini bulma öyküsü.
Okuru bol olsun.