Hizmetçi serisi beni iki gün boyunca uykusuz bıraktı… O kadar heyecanla ve o kadar merak ederek okudum ki!
Bu seriyi Booktok'ta sık sık görüyordum ama gerek kapağı, gerek adı yüzünden okumak içimden gelmemişti çünkü klişe bir Wattpad kurgusuna, patron-hizmetçi ilişkisine benziyordu ama hakkında da çok olumlu şeyler duyuyordum, okuyordum. Ters köşeler barındıran, şaşırtan bir kitap olduğu söyleniyordu. E söylendiği kadar da varmış! Sonrasında Freida McFadden 'ın farklı kitaplarını da okudum ve okumaktan çok keyif aldığım bir yazar oldu.
Kitabın ana karakteri Millie, 17 yaşında hapse girip 27 yaşında hapisten çıkıyor ve kendine bir hayat kurmaya çalışıyor. Birkaç işe girmiş, başarılı olamamış ve artık evini bile kaybetmiş, kalacak yeri dahi yok, arabasında yaşıyor. Bu yüzden Nina'nın yatılı hizmetçi ilanını görüp görüşmeye gidiyor. Millie bu işi alamayacağını düşünse de, Nina'nın da tam olarak aradığı kız Millie'ymiş... Ve ardından Millie Winchester Ailesi'nin evine taşınıyor.
Bundan sonrası tipik bir hikâye gibiydi: Eve gelen genç ve güzel yatılı hizmetçi, kocasına iyi ama hizmetçiye kötü hırçın anne, şımarık çocuk ve tüm bu kaosun içinde çok nazik görünen o baba…
Elbette başta düşündüğüm klişe beklenen de oldu, hizmetçi ve evin babası arasındaki yasak aşk kaçınılmaz olarak yaşandı. Hele de Millie’nin eline 10 yıldır tek bir erkek eli değmediğini de göz önüne alırsak... Millie ve Andy'nin birlikte olabilmesi için her şey kusursuzca tasarlanmış gibiydi ve dedim ki “Tamam, işte diğer klişe de geldi”. Ama olaylar Nina’nın gözünden anlatılmaya başladığı noktada her şey tepetaklak oldu.
Andy’ye gelirsek… Nina’nın anlattıkları ve Millie’ye yaptıklarına bakınca çocukluk travmaları olduğu ve ailesinin de ona bunları yaptığı o kadar belliydi ki. Zaten kitabın son cümlelerinde Andy'nin annesinin Nina'ya söyledikleriyle de taşlar yerine oturdu.
Polisiye ve gerilim severler Freida McFadden 'a kesinlikle bir şans vermeli.