Merhabalar, nasılsınız?
Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim bir yazarın yeni çıkan kitabı #AşıklarTiyatrosu ile geldim. Yazarın daha önce Sözde Evli kitabını okumuştum. Gerçekten çok güzeldi, hala kitaplığımda baş köşededir. Bu kitabı da en az onun kadar keyifliydi. Okurken o kadar eğlendim ki memlekete giderken beş saatlik yolun neredeyse tamamında bitirdim. Hatta gülerken etrafıma bakıp “biri bana bakıyor mu?” diye kontrol ettiğim bile oldu
Okurken gülmemek elde değil. Hele ki bir Çilek var Favorimsin bacım. Gülmekten karnım ağrıdı resmen
Hadi gelelim konusuna.
İdil, dişiyle tırnağıyla büyüttüğü bir pastanenin sahibi genç bir kadın. Uzun zamandır tatil yapmamıştır. Arkadaşlarıyla plan yapar ama herkesin işi çıkınca tatile tek başına gitmek zorunda kalır. Çünkü bu tatile gerçekten çok ihtiyacı vardır. Otelde bir süre sonra sıkılmaya başlar ve gezilecek bir yer arar. Otele bir saat mesafede bulunan tarihi kalıntıları görmeye karar verir.
Oraya giden tek bir minibüs vardır. İdil minibüse biner ama ne binme! Minibüs tıklım tıklım, İdil her şeye söylenmektedir. Tam bu sırada arkadaşı Çilek arar. Burayı gerçekten okumanız lazım. Aman Allah’ım Çilek.
Neler dedi neler
İdil, Çilek’in söylediklerine sinirlenip kalabalığı unutacak şekilde ağzından öyle bir laf çıkarır ki. Ama unuttuğu bir şey vardır. Aynı minibüste bir genç de vardır. O genç, duydukları karşısında kahkahayı basar ve İdil’e bir tavsiye verir. Bunun üzerine “sapık” damgası yiyip minibüsten atılır.
İdil’in söylenmeleri bitmez. Şoför ve yolcular artık dayanamaz, bu sefer onu da indirirler. Gülme komşuna, gelir başına İdilcim
Yolda yürürken az önce minibüsten atılan gençle karşılaşır.
Karşımızda Arslan Araslan.
Babasının vefatından sonra şirketin başına geçen, yakışıklı, çapkın, arsız, edepsiz ama bir o kadar da tatlı biri. Evliliğe tamamen karşıdır, günlük ilişkiler yaşar. Arsa bakmak için gideceği yere minibüsle gitmiştir. Evet evet, atılan kişi ta kendisi
İkisi de minibüsten atıldığı için yollarına birlikte devam ederler. Arslan Bey’in dil dökmesiyle beraber antik tiyatronun olduğu yeri gezmeye başlarlar. Orada karşılarına bir çoban çıkar ve onlara kavuşamayan iki aşığın masalını anlatır. İşte o günden sonra oranın adı #AşıklarTiyatrosu olarak anılır.
İdil’le daha fazla vakit geçirmek isteyen Arslan, arkadaşını arayıp tatilini uzattığını söyler. Ahh Onun bir arkadaş grubu vardır ki, adamların hepsi mi çapkın olur Hepsi bu işin altında bir kadın olduğunu hemen anlar.
İdil ve Arslan artık daha sık vakit geçirmeye başlar. Ancak ikisinin beklentileri çok farklıdır. Arslan bir birliktelik isterken, İdil yalnızca aşık olacağı erkeğe kendini sakladığını söyler.
Birlikte geçirilen zamanlar İdil’in kalbini bambaşka attırmaya başlar. Yaşanan özel bir an sonrası âşık olduğunu fark eden İdil, Arslan’a haber vermeden oteli terk eder.
Sabah olup da İdil’i bulamayan Arslan adeta deliye döner. O da hemen dönme kararı alır ve arkadaşlarından yardım ister. Her yere bakarlar ama İdil’i bulamazlar.
İdil pastanesine döner fakat aldığı bir haberle sarsılır. Pastaneyi almak isteyen bir şirket, artık dükkanı boşaltmasını istemektedir. Oysa o pastane İdil’in her şeyidir. Sonuna kadar direnir.
Arslan ise yapılacak AVM için arsayı vermeyen kiracıyla konuşmaya giderken, yolda bir anda İdil’i görür ve peşinden gider. Ama onları bekleyen kötü sürprizden habersizdirler.
Eee, gerisi kitapta
Kitabın başlarında gülerken, sonlara doğru İdil’in hayatını okurken içim acıdı. Arslan’ın yaşadıkları da hiç kolay değildi. Ama şunu söyleyebilirim ki doyamadım bu kitaba. biraz daha okumak isterdim. Okuyan arkadaşlarım ne demek istediğimi anlayacaktır.
Kesinlikle okuyun diyorum. Şiddetle tavsiye ediyorum.