·112 syf.····Okunma: 31 Ocak 2026 20:51 Gün Olur Asra Bedel kitabının devamı niteliğinde olduğunu sonradan öğrendim ancak okumayı da bırakmadım açıkçası. Kitap siyasi olaylara değinip belli başlı mesajlar verme amacı taşıyor. Gün Olur Asra Bedel neyden bahsediyordu bilmiyorum ama bu kitapta Sovyetler Birliği dönemindeki Stalin ve Tito arasında dönen anlaşmazlıkları ele alıyor.
Tito, II. Dünya Savaşı sırasında Yugoslavya'yı Nazilerin elinden kendi partizanlarıyla birlikte kurtardı ve orayı sosyalist bir ülke haline getirdi. Stalin, Doğu Avrupa’daki sosyalist ülkelerin Moskova’ya bağlı, yani Sovyetler Birliği’nin çizgisinden çıkarmayan ülkeler olmasını istiyordu. Ancak Tito bunu kabul etmedi ve böylece aralarında bir anlaşmazlık doğdu ve bu düşmanlığa kadar yol aldı.
Kitap bu olaylar çerçevesinde Stalin'in ne kadar sert bir lider olduğuna vurgu yapıyor. Sovyetler Birliği'nde Stalin'in rejimlerine karşı gelenlerin çok sert yaptırımlara uğradığını gösteriyor. Tanksıbayev karakteri ise Stalin için çalışan ve işinde yükselmek isteyen bir adam. İşinde yükselmenin Stalin'in rejimlerine karşı gelen bir örgütü enselemesiyle gerçekleşeceğini biliyor ve bunun devamında Kuttubayev adında bir adamın peşine düşüyor.
Kuttubayev zamanında Yugoslavya'da Tito'nun bir örgütünde yer alıyor. Ya da Tanksıbayev sadece işinde yükselmek ve daha fazla paraya sahip olmak için hiçbir şeyden haberi olmayan bir masumu suçluyor. Elinde kesin delilleri olmadığından Kuttubayev'in yazmış olduğu eserleri ele alıyor. Bu eserlerin gerçekten Stalin'i eleştirip eleştirmediğini kitap boyunca düşündüm. Çünkü yazmış olduğu Cengiz Han'a Küsen Bulut efsanesi tıpkı Stalin gibi güçlü kudretli bir lideri ele alıyor. Çok sert ve keskin sınırları olan, kurallara uymayanları affetmeden cezalandıran bir lider olan Cengiz Han'ın daima onu takip eden bir bulut olduğunu görüyoruz efsanede.
Efsanenin devamında ise Cengiz Han'a karşı gelen iki kişi olduğunu ve Cengiz Han'ın aslında onları cezalandırmayı pek de istemediği halde otoritesinin bozulmaması cezalandırdığı görüyoruz. Bu olayın devamında o bulut Cengiz Han'ın üzerinden kalkıyor ve Cengiz Han yanlış yaptığını anlıyor. Ve liderlikten çekiliyor.
Kuttubayev'in yazmış olduğu bu efsane Stalin'le birebir uyuşuyor ve Tanksıbayev de bunu kanıt olarak kullanıyor aslında.
Kitabın dönemin siyasi olaylara değinmesinden hoşlandım. İnsanı sadece okuyup geçmekte sınırlandırmıyor araştırmaya da itiyor. Kesinlikle akıcı ve yaratıcı bir anlatımı olduğunu düşünüyorum. Okurken sıkılmadım ve kitabı sevdim.
Cengiz Aytmatov bildiğim kadarıyla Sovyetler Birliği yazarları arasına girmiş bir yazar. Hatta Lenin ödülü almıştı. Buna bağlı olarak sosyalist olduğunu farz edersek (eğer sonradan ideoloji değiştirmemişse) içinde bulunduğu durumu, Stalin'i tam olarak eleştirmemiş sadece zayıf yönlerini yazmış. Stalin'in halk üzerine kurduğu baskı savunulacak bir şey değildi elbette. Aytmatov da aslında bu baskının masumları da ezdiğini anlatıyor.
Yine de ne yazara ne Soveytler Birliği'ne ne de Stalin'e karşı çok derinlemesine bir bilgiye sahip olmadığımdan dolayı biraz da yorumsuz bırakıyorum kitabı. Az buçuk bilgimle kitabı yanlış anlamam muhtemel çünkü.