Puan vermedi·196 syf.····Okunma: 02 Şubat 2026 00:53 Bihruz Bey için hayat, Fransızca kelimelerle süslenmiş, sarı bir faytonun penceresinden seyredilen bir vitrin süsüydü. O, aşkını bile kiralık arabalar ve sahte mektuplar üzerine kurmuştu. Roman boyunca Keşfi Bey’in yalanlarına gönüllü olarak inanması, aslında gerçeklerle yüzleşecek cesaretinin olmamasındandır.
Sayfaları çevirdikçe görüyoruz ki; en sevdiği arabasına borçları yüzünden el konulurken bile "Konak sağ olsun!" diyerek sorumluluktan kaçan bir adamın sonu, kaçınılmaz bir çarpışmadır. Final sahnesinde, hayran olduğu kadının aslında kiralık arabalarla gezdiğini ve her şeyin bir yanılsamadan ibaret olduğunu anladığı o an; "ıtırlı kokuların" yerini derin bir sessizliğe bıraktığı andır.
Bihruz Bey'in trajedisi, Batılılaşmayı sadece dış görünüş sanan bir zihniyetin, kendi gerçeğine çarparak paramparça oluşudur. 150 yıl geçse de Bihruz Beyler sadece isim değiştiriyor; "gösteriş sevdası" ise her devirde aynı kuru zemine düşmeye mahkûm kalıyor.