Hem dokunaklı hem de sıcacık bir hikaye
9/10
·384 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 00:59
7. Kitap gökkuşağı vadisi. İsmini çocukların oynadığı ve hayaller kurduğu vadidir. Bu kitapta anne'in çocuklarından ziyade john meredith isimli dalgın papazın öksüz çocukları büyük yer tutuyor. Bu beni nedense sıkmadı. Sanırım odağın anne'den uzaklaşması fikrine yavaştan alıştım anne in çocuklarının tanıtıldıkları bölümler var bu kitapta keşke daha önceki kitapta yapsaydı yazar bunu diyorum. Jem, Walter, Nan, Di, Rilla, Shirley. Jem doğayı iyi tanıyan, anadolu çocuğu olsa deligöt denilecek bir çocuk. En büyükleri. Walter şiir seven annesinin eski öğrencisi paul irvingi kendine rol model olarak alan ince ruhlu bir çocuk. Birbirine hiç benzemeyen ikizler Nan ve Diana var tabi. Nan böyle oyuncak bebek gibi bir şey . Di ise annesi gibi kızıl saçlı. Ve o da annesi gibi kızıl saçlarını hiç sevmiyor. Walterla daha yakınlar. Walter Şiirlerini bi tek dianaya okutuyor. Shirley ve rilladan pek bahsedilmiyor. Sadece rillanın çok tombul bir çocuk olduğunu biliyoruz. Bir de papaz john meredith'in çocukları var tabi. Bunlar Faith, Una, Carl ve Jerry. Anneleri cecilia yıllar önce ölmüş. Akrabaları yaşlı kadın martha bakıyor yemek pişiriyor bunlara ama halleri çok kötü. Baba çok dalgın, genelde kitaplara boğulmış halde. Kötü biri değil ama Çocuklarını ihmal ediyor. Yaşlı martha onlara çok güzel yemek yapamıyor. Ama çocuklar o kadar masum ve akıllılar ki insanın içi acıyor okurken. Kendi çocukluğumu hatırlıyorum okurken. Gözlerim doldu. Faith'in Adam isminde bir horozu var. O yüzden çok dalga geçiliyor onla bu konuda. Anne ve Gilbert'ın çocukları ise onlarla dalga geçmiyorlar. Onlarla çok iyi arkadaş oluyorlar. Hep birlikte gökkuşağı vadisinde oynuyorlar. Papazın çocukları bazen çok bakımlı olan metodist mezarlığında oyunlar oynuyor. Bu durum kilisedeki metodistlerin hiç hoşuna gitmiyor. Bir gün papazın çocukları samanlıkta Mary Vance diye kendilerinden birkaç yaş büyük bir kız buluyorlar. Bu kız yetim bir kız. Hizmetçilik yaptığı ve onu sürekli döven ona işkenceler eden bir kadının elinden kaçmış. Çocuklar bu kızı evlerine alıyorlar onu yediriyorlar içiriyorlar. John meredith o kadar dalgın ki birkaç gün bunu faek bile etmiyor. Bu mary denen kız biraz ağzı bozuk budala bir kız ama kötü biri değil. Kasabada dedikodular çıkıyor. Anne ve susanın yanına gelen bayan cornelia ise durumdan işkillenip araştırma yapıyor ve durumu ortaya çıkarıyor. Kızın tekrar yetimhaneye verilme ihtimalinden dolayı minik una tüm cesaretini toplayıp bayan corneliadan maryi yanına almasını istiyor.bayan cornelia da kabul ediyor. Sonra mary bayan cornelianın yanında yaşamaya başlıyor. Biraz cahil bir kız. Genelde duyduğu dedikoduları direkt papazın çocuklarına kötü şeylere yorarak anlatıyor. Çocukların bakımsız hali tüm kasabanın diline düşmüş halde. Mesela una ve faith evi temizleyelim düşüncesiyle pazar günü halıları kilimleri çırpıyorlar. Ama pazartesi sanıyorlar. O yüzden ayine katılmıyorlar. Bu baya dedikodu malzemesi oluyor. Fait bir gün herkesin önünde medeni cesaretini toplayarak açıklama yapmak zorunda kalıyor. Mesela faith bir gün sahip olduğu tek düzgün çorabı fakir bi kıza veriyor ama kendi çorapsız kalıyor. birilerinin giyilemeyecek kadar çirkin şeyler olarak onlara verdiğini bildiği çorapları da giymek istemediği için çorap giymeden ayine katılıyor. Yalan söylemek de istemiyor ayine katılmamak için. Hatta ayine gitmemek için kendini hasta etmeye çalışıyor. Ama kardeşleri izin vermiyor. Çorapsız katılması da kasabada baya skandal oluyor yani. O da gazeteye yazı yazıyor durumu açıklayan. Şok üstüne şoklardayım ya. Mary de bu çocuklara sürekli babanızı üzüyorsunuz sizi herkes kötü biliyor diye söylenerek canlarını sıkıyor ha bire. Çocuklar babalarını üzmemek için bir yol arıyorlar. Bize biri doğru yol gösterse ne yapsak diye. Kulüp kuruyorlar. İşte yanlış bişey yapacak olurlarsa kendilerini cezalandıracaklar diye. Mezarlıkta şarkı söyledikleri için babalarını üzdüklerini düşünüyorlar. Birgün oruç tutuyorlar. Una pazar ayininde bayılıyor bu yüzden. Gilbert yardım ediyor. Sonra bir gün yine boşboğaz mary'nin anlattığı bir korku hikayesinden etkilenip koyun postlarını hayalet sanıp korkuyorlar. Carl korktuğu ve önden kaçtığı için abisi Jerry kendini cezalandırmalısın diyor. O da sabaha kadar mezarlıkta oturuyor. Ama soğuktan zatüre oluyor ve günlerce ateşler içinde yanıyor. Yine gilbert yardım ediyor. Neyse ki iyileşiyor. John meredith bu kulübü duyunca yıkılıyor. Demek ki çocuklarım onlara doğruyu yanlışı öğretecek biri olmayınca kendi kendilerini eğitmeye kalkmış diye kahroluyor. Kitabın eğlenceli bir kısmı vardı. O da şu. John meredith bir gün bir yerde görevlendiriliyor sanırım yerine bakması için başka bir rahip geliyor. Ama çok gıcık sinir bozucu bir tip. Marta teyze de adamın önüne düzgün bir yemek koyayım diye Faithin evcil horozu Adam'ı kesiyor. Bu kara haberi yine tabi Mary veriyor çocuklara. Faith gözyaşlarına boğuluyor. Anne ile konuşmak istiyor ama Anne o sırada Avonlea'ye gitmiş. O da Rosemary West'in yanına gidiyor. Rosemary orta yaşlarında, ablası Ellen ile yaşayan bekar bir kadın. İki kız kardeş zamanında aşklarına kavuşamadıklarından birbirlerine asla evlenip birbirlerini yalnız bırakmayacaklarına dair söz vermişler. Faith'le horoz hikayesinden dolayı dalga geçmiyor. Ona anlayışlı davranıyor. Faith, Rosemary'e karşı sevgi beslemeye başlıyor. Tabi babaları John Meredith de Rosemary ile epey samimiyet kurmuş durumda. Herkes adamın evlenmesi ve çocuklarını perişanlıktan kurtarmasını bekliyor ama adam eski eşini çok seviyor. Ve çocuklarına sırf bakıcı olsun diye bir kadınla evlenmek istemiyor. Ama rosemary ile gerçekten çok iyi anlaşıyorlar ve yetişkinliğe özgü aşkın özel bir biçimi gibi hissettiği şeyler yaşıyor. Rosemarye evlilik teklifi ediyor ama rosemary ne kadar istese de ablası ellene verdiği salak sözden dolayı reddediyor. Bir olay daha var ki alec diye bir kadın bir gün John meredithten sanki bir kedi yavrusu ister gibi küçük kızı Una'yı istiyor. John meredith reddediyor ve kadın öfkelenerek gidiyor. Artık kiliseye gelmeyeceğini ve bağış yapmayacağını söylüyor. Hal böyle olunca çocuklar babalarının maaşının da kesileceğini düşünüyor. Faith kiliseye hiç gelmeyen yaşlı Norman Douglas'a gidip kiliseye bağış yapması için ricada bulunmaya gidiyor. Başta ağlıyor mızmız duruyor diye adam onu azarlayıp kovuyor ona peynir suratlı diyor. Ama bu durum faithi öfkelendiriyor ve adama saydırınca adamın hoşuna gidiyor. Kızdan özür diliyor ve onun istediğini yerine getiriyor evlerine de erzak bırakıyor. Aslında bu adam yani norman douglas rosemary'nin ablası ellen'in gençlik aşkıymış. Zamanında evlenememişler. Öyle kalmışlar. Faith sayesinde ayda bir kiliseye gelmeye başlayınca elleni yeniden görüyor ve ona evlilik teklifi ediyor. Eee tabii ellen da gururundan kızkardeşi rosemary ile konuşamıyor. Norman douglas da rosemary den izin istiyor. Neyse rosemary okeyliyor. Eve gidip ellen'a diyor izin veriyorum evlenmene. Ellen da diyor evet evleneceğim ama sana söz verdim seni yalnız bırakmayacağım o yüzden sen de bizle yaşayacaksın. Rosemary diyor abla saçmalama istersen. O da diyor hayır sözüm söz. O zaman evlenmem. Gene inatlarından kalıyorla öyle. Tabi bunlar tüm kasabanın dilindeler. Mary denen sinir olduğum cahil kız da ha bire saçmalıyor kızların yanında. İşte babanız rosemary ile evlenecekmiş ama siz çok yaramazlıklar yaptığınız için evlenmekten vazgeçmiş. İşte siz babanızı rezil ediyorsunuz falan diyor. Evlenselef bile üvey anne olunca herkes değişiyor ve türlü işkenceler yapıyorlar çocuklara. Babaları kışkırtıyorlar diye abuk subuk saçmalıklarla dolduruyor beyinlerini. Faith çok aldırış etmese de una çok etkileniyor. Ya kıyamam çok üzüldüm okurken bu kısımlarda. Gidiyor misafir odasında annesinin gelinliğine sarılıyor konuşuyor uyuyor orda. Ertesi gün süsleniyor güzelce saçlarını tarayıp rosemarynin yanına gidiyor. Babasıyla evlenmesini istiyor. Rosemary çok şaşırıyor. Babasının onun ismini sayıkladığını duyunca Rosemary seviniyor. Çünkü onu reddettiği günden sonra John meredithin ondan nefret ettiğini ve bir daha ona evlenme teklifi etmeyeceğini düşünüyor. Unaya sarılıyor. Una da ona karşı sıcaklık hissediyor. Marynin bir budala olduğunu ve üvey anneler konusunda söylediklerini ciddiye almamaları gerektiğini söylüyor ve John meredithe mektup yazıyor. Böylece kitabın son bölümünde çifte düşün olacağı konuşuluyor. Ellen ve rosemary kardeşler, norman douglas ve John meredith ile evlenecektir. Annein çocuklarından Jem ise Queens Academy’ye başlamak üzere Charlottetown’a gidecektir. Birinci dünya savaşı kapıdadır. Kitap yine gökkuşağı vadisinde bir gün batımıyla sona erer. kitabı çok sevdim. Hiç sıkıldığım bir yer olmadı. Sadece anne ve gilbertın bu kadar yan karakter olmaları hoşuma gitmedi. Gitmeyecek de. Yani insanların hayatlarına biraz olsun dokunmasını bekliyorum anne'in. Gittiği yerde bir fark yaratmasını istiyorum. Ama o sadece iyi bir komşudan öte gitmiyor. Bu kitap yeşilin kızı anneden çok farklı bir hikaye anlatan bambaşka bir kitap gibiydi. Ben yine kötü şeyler olsa da iyi bir yere bağlanacağını biliyordum okurken. Hatta ayşecik, ömercik tarzı filmler vardır ya, seni ağlatır ama sonunun iyi bir yere bağlanacağını hissedersin. Aynı öyle bir his bıraktı bende.
Yeşilin Kızı Anne 7L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20211,323 okunma
·
156 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.