·256 syf.····Okunma: 29 Ocak 2026 14:15 Çinlileştirme projesi ve Çin hükümeti karşısında yalnızca imanın getirdiği ümidi korumaya çalışan bir coğrafya.
Her bir sayfada daha net fark ediliyor ki hedef geleneksel kıyafetle, yemekle, müzikle alakalı değil; ezanlarla, camiilerle, namazla, tesettürle ilgili. Halkımızın özellikle Filistin karşıtı söylemleri bulunan kesimleri sık sık, Filistin Müslüman diye sahip çıkılıyor fakat asıl kardeşin Doğu Türkistan'dır, ve benzeri sloganları vurguluyor son zamanlarda fakat seküler camianın sandığının aksine Doğu Türkistan Türk kimliğimizden önce Müslüman kimliğimizle sahip çıkmamız gereken bir husustur. Bu konuda yapılabilecek tek eleştiri Doğu Türkistan hakkında Filistin kadar bilgimizin olmayışı olacaktır, lakin kaynakların azlığına bakıldığında bu çok da tuhaf bir durum değil. Kitabı okudukça, detaylı araştırdıkça insan şunu daha net görüyor, Çin'in tehdit olarak gördüğü Türk kimliğinden önce İslam kimliği. Evlerdeki tüm dini kitapların, cami raflarındaki kitapların toplatılması, cemaatlerin engellenmesi, mezarların, türbelerin ve Müslüman kimliğini toplumda tutacak her unsurun sıkı düşmanı olunmasının tek sebebi bu.
Çok kalbim kırıldı okurken, Talha hocanın yaşadığı hüzne şahit oldum satırlarında.
En azından sesini duyurabildiğimiz Filistin kadar dahi sesi duyurulamayan, tamamen kapalı kapılar ardına hapsedilmiş bir coğrafya. Sadece dua edebildim "Dua müminin silahıdır." hadisine sığınarak. Rabbim'e dünya üzerindeki tüm mazlum coğrafyaların bir an önce özgürleşebilmesi eğer vakti gelmemişse bizi bu kutlu davaların birer neferi kılması için.
Beni üzen bir diğer unsursa, Taha hocanın da belirttiği gibi özellikle turizme ve "moderniteye" açılmış şehirlerdeki yozlaşmanın yalnızca o coğrafyayı değil, bizim de içinde bulunduğumuz pek çok coğrafyayı köklerinden ve geleneklerinden yavaş yavaş koparan bir etken olması gerçekliği. Arif Nihat Asya'nın "Ne olduysa bize hep azar azar oldu." satırları aklıma geldi...
Taha hocanın değindiği ve en hoşuma giden iki kısımsa şunlardı: Doğu Türkistan meselesi Batılı aktörler ve Amerika tarafından Çin ekonomisini köşeye sıkıştırmak için kullanıldığından insanların aklında soru işareti bırakıyor. Filistin gibi bir coğrafya için üç maymunu oynayan bu kesimin eline Doğu Türkistan'ı bırakmak demek onu propaganda olarak kullanmaya açık hale getirmek demek. Bu konuda atılacak adımlarsa sesimizi gürleştirmek, işlerimizin kalitesini artırmak ve bu davaya herkesten önce sahip çıkmaktır. Bir ikincisiyse umudumu artıran Özbekistan örneği oldu. Sovyet dönemi dinden tamamen koparılan Özbekistan'ın son zamanlarda nasıl İslam'la yeniden dirildiğinden bahsedilmiş ve aynı ümidi Uygurlar için beslemekten söz edilmiş bazı satırlarda...
Kitap içeriği ve üslubu hakkında bilgi vermem gerekirse;
Kitap ziyaret edilen Doğu Türkistan belgeleri için başlık başlık ayrılmış, her bir beldenin tarihi, siyasi gelişmeleri, geçmişten günümüze uydu haritaları -ki bu camiilerin ve mezarların tahribatını görmek için elzem-, güncel fotoğrafları ve Taha hocanın anılarıyla süslenmiş. Oldukça duru ama tek seferde okunup bitirilebileceğine inanmadığım kadar da dolu dolu cümlelerle donatılmış. Rabbim faydalı ilim ve bu ilmi hayır yolunda, memleket ve ümmet-i İslam'ın faydasına kullanabilenlerden eylesin bizi. Doğu Türkistan'da göz yaşının akmadığı, dobbalı sakallı dedelerin camiileri, tesettürlü kardeşlerin Uygur hayatını doldurduğu günleri görebilmeyi nasip etsin...
selametle....