Bu kitap benim Gabriel Garcia ile tanışmamı sağlayan bir kitap. Başlangıcı yazarın bize verdiği o çarpıcı spoiler ile başlıyor. Santiago Nasar'ın bir cinayete kurban gideceği.
Kitabın tamamında anlatılan şey şu: Cinayetin herkes tarafından -hatta kurban tarafından bile- bilinmesine rağmen kimsenin bir şey yapmaması. Metaforik olarak kullanılmış bu olay günümüzde kötülüğü yapanların yanı sıra kötülüğe göz yumanları da hedef alıyor. Dünyada kötülük yalnızca kötü insanların elinden doğmaz. Ayrıca namus cinayeti, ataerkil toplum düzeni gibi anahtar kelimelerle özetleyebileceğimiz bir ortamda geçiyor tüm hikaye.
Kitabın asıl adından ziyade inisyatif alınarak çevrilen başlık Kırmızı Pazartesi'nin yavaş yavaş günümüz insanları arasında deyimleşmeye başladığına dair bir yorum görmüştüm. Kırmızı pazartesi derken önümüzde olmasına göz yumduğumuz kötü durumlardan bahsediyor.
Okuyucuya verilmek istenen mesaj olarak gerçekten etkileyiciydi ancak bu kitap benim elimde bir hafta boyunca süründü. 100 sayfalık bir kitabın beni reading slumpa sokmasına ramak kalmıştı. Yazım tarzı mı bana yanlış geldi olayların akışı mı bilmiyorum ama okurken çok ama çok zorlandım. Yazarın ünlü diğer eserlerine de şans vereceğim elbette ama bu kitap benim için yalnızca verdiği mesaj açısından güzel bir süreç yaşattı. Bu kitabın seveni de sevmeyeni de çok. Bence kendi kararınızı kendiniz vermek adına bir okumalısınız.