Derleme Öyküler 2’de Zweig’in karanlık tarafı daha da belirginleşmiş gibi hissettim. İnsan psikolojisinin kırılma anlarına odaklanması burada daha sert ve daha doğrudan. Bazı öykülerde karakterlerin iç çatışmaları o kadar yoğun ki, okurken sanki onların zihninin içinde sıkışıp kalıyorsun.
Yazarlığına hayran kalmamak zor ama bu kitapta şunu daha net fark ettim: Zweig okuru rahat ettirmek gibi bir derdi hiç taşımıyor. Sürekli huzursuz eden, insanın içini kurcalayan bir atmosfer var. Bu da okuma deneyimini hem çok güçlü hem de yorucu yapıyor.
Beğenerek okudum ama yine aralar vererek. Zweig’i sindire sindire okumak gerektiğini bu kitapta daha iyi anladım.