Sandor Marai’nin başardığı bu şeyi küçümsemek imkansız… Gerçekten bu kadar muazzam şekilde aşk üçgeni kurmayı başardığını anlayamıyorum. Her okuduğumuzda duyguları birinci ağızdan ne kadar muazzam yazdığına şaşırmamak elde değil.
Kitabımız eski yaşanmış bir olayın minik bir hikayesini kurguluyor. Karakterimiz sürgün olduğu şehirden kaçıp eski aşkının olduğu şehire dönüyor ve kentler ve aşk içerisinde dalgalanıyoruz. Okyanus nereye doğru eserse biz de oradayız.
Baş karakterimiz erkeğin ne kadar sert ve çarpıcı olduğunu ancak okuyarak anlayabileceğimiz gibi aşk üçgeninin diğer köşeleri olan kont ve kontes hakkında da aynılarını söylemek gerek… Kontesin yaş durumu şüphe uyandırsa da belki de biraz da için de bunun sapkınlığı var kitabın. Hepsi duygularını o kadar iç içe katmış realist cümleler ki… Aşkın durumlarını bu kadar iyi özetleyebilir.
Sandor Marai serüvenimiz de bitecek gibi durmuyor. Macar edebiyatı kalbin atışını en iyi hissettiğim yer şu anda. Umarım severek okumaya devam edebilirim.