Frida’yı okurken/inceledikçe onun acısını ve direncini hayranlıkla izlediğimi fark ediyorum; yaşadığı fiziksel ve duygusal kırılmaları sanatına dönüştürme gücü beni etkiliyor. Ancak zaman zaman Frida’nın hayatındaki acının ve dramın, sanatının önüne geçtiğini hissediyorum; sanki eserleri kadar yaşadığı trajediler de sürekli öne çıkarılıyor. Bu durum, onun sanatsal üretiminin derinliğini gölgede bırakabiliyor. Yine de ben Frida’yı, tüm kırılganlığına rağmen kimliğini cesurca savunan, acıyı saklamayan ve bunu estetik bir dile dönüştürmeyi başaran güçlü bir sanatçı olarak görüyorum.