Yorumunuza katılmadığımı belirtmek isterim. Serenad’ı tek bir meseleye indirgemek bana göre kitabın ruhunu kaçırmak oluyor.
Bu kitap benim için belirli bir kimliğin acısını öne çıkarmaktan çok, bu coğrafyada yaşayan farklı insanların hikâyelerini bir araya getiren çok katmanlı bir anlatı. Anadolu gibi bir yeri 1-2 renkle anlatmak mümkün değil; aksine bu çeşitlilik, yani farklı acıların ve kimliklerin bir arada olması kitabın en güçlü yanı.
Yorumunuzda “neden şu yok, neden bu yok” sorusu üzerinden bir eksiklik aranıyor ama edebiyat her şeyi eşit şekilde dağıtmak zorunda değil. Yazar bir pencere açar; o pencereden bakarak daha büyük bir resmi hissetmemizi sağlar.
Ayrıca kitapta yalnızca tek bir kimliğe ait hikâyeler yok. Farklı karakterler ve geçmişler üzerinden aslında ortak bir şey anlatılıyor: Bu topraklarda yaşayan insanların, kim olursa olsun, zaman zaman korku, kayıp ve kimliğini saklama gibi deneyimler yaşayabildiği.
Bence kitabı “kim haklı kim haksız” üzerinden değil, “insanlar neler yaşamış” üzerinden okumak daha anlamlı. Bu açıdan bakıldığında eserin yüzeysel değil, aksine oldukça derin bir anlatı sunduğunu düşünüyorum.