·359 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Şubat 2026 00:51 ikinci kitapta soru işaretleri çok güzel cevaplanmış ve konu örgüsü olarak çok daha akıcı işlenmişti. Yazarın yazım dili su gibi aktı gitti.
Bu kitapta Pars’ın duygularından çok daha emin oluyoruz ve bu benim en sevdiğim detay oldu. Birinci kitapta ne kadar sinir bozsa da ikinci kitapta gerçekten sevdiği kadın için değişen bir Pars Katipoğlu okuyoruz.
Nasya’nın ise kendini kaybedip tekrar bulmasını okuyoruz. İçten içe Pars’ı hissetse de yaşadığı Hafıza kaybı sonucu aklının fazlasıyla bulanık olduğu belli. Bu kitapta ise az çok Nasya’ya kızıyoruz. En sevdiğim huyu diline düşenleri çekinmeden söylemesi olsa da, bazı yerlerde fazlasıyla kalp kırıcı oldu. Ama onun da suçu değildi çünkü hatırlamıyordu. Ha Pars hakketti mi diye soracak olursanız ilk kitaba göre evet. Ama ikinci kitaba göre hayır.
Adil Katipoğlu, Defne ve Ateş kesinlikle şaşırtmadılar. Ama bu kitapta ki sorunlarımız daha çok Deniz ve Nasya’nın okuldan platonik hisler beslediği Alphan oldu, üstelik karşılıklı platonik. Sofia’ya gelecek olursak o bu kitapta çokta rahatsızlık uyandırmadı aksine bir tık algılarımı kırdı diyebilirim.
Öyle bir yan çiftimiz var ki sormayın, alev ateş. tabikide Begüm ve Talha’dan (Kuzgun) bahsediyorum, ben onları aşırı sevdim. Nasya ve Pars kızmasın ama onlardan bir tık daha sevmiş olabilirim bu ikiliyi. Üçüncü kitapta doya doya onları okumak istiyorum.
Benim bu kitapta en sevdiğim yer Nasya’nın hatırlayıp Pars’ı aşkına inandırdığı yer oldu. İşte şimdi başlıyoruz dedim…ama kitap bitti şimdi köşeme geçip üçüncü kitabı bekleyeceğim. Yazarımızın kalemine sağlık.