İnsan, nisyana (unutkanlığa) müpteladır; elindekini ebedi, gönlündekini çantada keklik sanır. Oysa Neruda'nın dediği gibi, aşkın ateşi sönüp yerini buz gibi bir hakikate bıraktığında, asıl o zaman anlaşılır kaybedilenin büyüklüğü.
Zira güneş batmadan ışığın, nefes tükenmeden ömrün, kalp soğumadan da sevginin kadrini bilemeyiz. Vuslatın kıymeti, ancak hasret kapıyı çalınca idrak edilir. Ne yazık ki o vakit, geriye sadece derin bir 'keşke' kalır. Bu arada İmam Gazali'nin "Nimetin kıymeti ancak yokluğunda bilinir, sıhhatin değeri hastalıkta anlaşılır düsturunun aşk lisanındaki tercümesi tadında