·200 syf.····Okunma: 08 Ocak 2026 10:14 Erich Fromm’un “Sevme Sanatı” adlı eseri, sevgiyi romantik bir duygu ya da kendiliğinden ortaya çıkan bir şans olarak değil, öğrenilmesi ve emek verilmesi gereken bilinçli bir sanat olarak ele alır. Fromm’a göre modern insanın temel problemi sevmeyi bilmemesi değil, sevilmeyi başarmaya odaklanmasıdır; insanlar sevgiyi bir yetenek olarak geliştirmek yerine, kendilerini “sevilmeye değer” bir nesne hâline getirmeye çalışırlar. Oysa gerçek sevgi, pasif bir haz değil, aktif bir edimdir ve özünde verme, ilgi gösterme, sorumluluk alma, saygı ve bilgi bulunur. Fromm, sevgiyi dört ana biçimde inceler: kardeşçe sevgi, anaç sevgi, erotik sevgi ve kendini sevme. Kardeşçe sevgi, tüm insanlara yönelik eşitlik ve dayanışma temelli sevgidir ve diğer sevgi türlerinin temelini oluşturur; anaç sevgi, karşılıksızdır ve sevilenin bağımsızlaşmasını ister; erotik sevgi, iki insan arasında kurulan derin birlik arzusudur ancak yalnızca cinselliğe indirgenirse yok olmaya mahkûmdur; kendini sevme ise bencillik değil, kişinin kendi varlığını kabul etmesi ve değer vermesidir. Fromm, kendini sevmeyen birinin başkasını da gerçekten sevemeyeceğini savunur. Kitapta ayrıca sevginin kapitalist toplumda nasıl yozlaştığı ele alınır; insanlar ilişkilerini bile birer alışverişe dönüştürmüş, sevgiyi “kâr-zarar” mantığıyla yaşamaya başlamıştır. Fromm’a göre olgun sevgi, “sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum” değil, “seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var” anlayışını aşar; sevgi bağımlılık değil, özgürlüktür. Sevmenin bir disiplin gerektirdiğini vurgulayan yazar, tıpkı bir sanat dalında olduğu gibi sevginin de bilgi, sabır, yoğunlaşma ve benliğin aşılmasıyla geliştirilebileceğini belirtir. Sonuç olarak “Sevme Sanatı”, sevgiyi duygusal bir tesadüf olmaktan çıkarıp, insanın hem kendisiyle hem de başkalarıyla kurduğu en derin ve en sorumlu varoluş biçimi olarak tanımlar ve sevmenin aslında yaşama sanatının özü olduğunu savunur.