FRANTZ FANON/SIYAH DERI BEYAZ MASKELER,
Fonon, Fransız batı hint adalı psikiyatrist siyaset filozofudur 1925’te doğmuş 1961’de olmuştur, Fanon, Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nı destekledi ve Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin üyesi oldu. Fanon "zamanının en etkili sömürgecilik karşıtı düşünürü" olarak adlandırılmıştır.[8] Elli yıldan fazla bir süredir Fanon'un yaşamı ve eserleri Sri Lanka, Güney Afrika ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ulusal bağımsızlık hareketleri ile diğer özgürlük ve siyasi hareketlere ilham kaynağı olmuştur.
Fransa'nın 1940'ta Nazi işgaline uğramasının ardından, Fransız deniz güçleri Martinik'te mahsur kaldı. Adada kalmak zorunda kalan Fransız askerleri, yerel halka karşı ırkçı tutumlar sergilemeye başladı. Bu dönemde birçok taciz ve cinsel istismar suçlaması gündeme geldi. Martiniklilerin Fransız Ordusutarafından maruz bırakıldığı bu kötü muameleler Fanon üzerinde derin bir etki
Fransa’da bulunduğu dönemde siyah deri beyaz maskeler kitabını yazar
Ardından Cezayir’e gider orada hekimlik yaparken kendi terapi yöntemlerini geliştirir
Tunus’ta yaşadığı dönemde kan kanserine yakalanır bir müddet Rusya’da tedavi görür ardından Tunus’a dönerek ölür
Siyasi çalkantılarla geçen bir ömür.
SIYAH DERI BEYAZ MASKELER
Kitabın kapağı
Bir insan yüzü gibi değil parçalanmış, doğal simetriesini kaybetmiş, siyah adamın olaylara kendini bakışı kendi gözünle değil de beyazın gözüyle bakmaya zorlanmış gibi
Fanon maskeyi kendini gizlemeden daha ziyade kendini inkar etme biçimi olarak görür buradaki maske bir şeyi saklamıyor ama sanki bozuyor yani beyaz adam siyah adamı bozuyor
Zaten kitapta beyaz adamın siyah adamı bozarken yarattığı toplumsal travmayı anlatıyor
Kafa beden farklı renklerde gövde tek renk bu aslında siyahın gövdesi, yani bozulmamış tek bütün ana rengi kafa ise parçalanmış
Kısaca bu kapak kimliği temsil ediyor yaralanmış kimliği siyah deri bedeni beyaz maske ruhu bozan iktidar veya beyaz adamın yani kapitalist sömürgeci sistemi anlatıyor
Fonon’un ifadesiyle bu kitap siyahlar için yazılmamıştır insanlık için yazılmıştır
Kitap bir manifesto niteliğindedir
Klasik psikolojiye sert bir çıkıştır kitapta da zaman zaman Jungu, Freud’u ve Adleri ağır şekilde eleştirmiştir
Diğer ses çıktı ve hesaplaştığı kişi Jen Paul Satredir
Zenci edebiyatı zenci bilinci bey evrenselliğine ulaşmak için geçilmesi gereken geçici bir aşamadır
Siyah özneyi beyaz merkezin etrafında döndürür
Yani siyah olmak geçici araç beyaz olmak amaç
Fanon diyor ki ben aşama değilim
Siyah adamın beyaz adam karşısındaki aşağılık kompleksi, beyaz adamında siyah adam üzerindeki üstünlük kompleksini anlatır
Genelde kendi yaşadıkları ve çevresinin yaşadıkları değerlendirmelerde yer alıyor
Kitabı anlamlı kılan ikili bir eleştiri yapmasıdır hem beyaz adıma dönük eleştirilerini sunarken siyah öz eleştiriler sunuyor
Siyah adamın yabancılaşmasını ve köksüz sözleşmesini bireysel değil toplumsal bir asimilasyon sonucunda oluyor
Sömürge düzeni , siyah bireyi
Dilinde beden algısında arzuların da ,aşk ilişkilerinde Beyaza göre konumlandırr
Beyaz maske
Beyaz gibi konuşmak beyaz gibi düşünmek beyaz gibi arzulamak beyaz tarafından kabul görme arzusunu temsil eder
Kitap yedi bölümden oluşuyor
1-siyah ve dil
Siyah Fransız dilini benimsediği ölçüde beyazlaşacak gerçek insana yaklaşacaktır” bu bölümde göz önüne alınan temel sorun budur
Yazar dil konusunda şöyle diyor
“ bizi ilgilendiren şey siyah insanın Fransız dili karşısındaki konumudur”
Beyazlaşmanın koşulu beyazın kültürel değerleri benimsemekten geçiyor, siyah için amaç beyazın dünyasında varlık kazanmaktır
Avrupalı giysilerini ya da son moda ıvır zivirlarını giymek Avrupalıların kullandığı şeyleri toplum içinde onlara özgü görgü kurallarını benimsemek yerli dili Avrupa ifadeleriyle süslemek bir Avrupa dilini konuşurken ya da yazarken tumturaklı cümleler kurmak Avrupalı’ya ve onun yaşam biçimi idi eşit olduklarını duyumsuyabilmek için bu tür yollara başvuruyor işte
(Bizdeki Osmanlı’nın son dönemi edebiyat hikayeleri ve Cumhuriyet dönemi gibi
Fanona göre Fransızca konuşan birey; yalnızca iletişim kurmaz beyaz uygarlığın değerlerini içselleştirir dil burada eşitlik aracı değil hiyerarşinin taşıyıcısıdır
bu yüzden asimilasyon özgürlük değil kendinden nefret uyandırır
2-koyu tenli kadın ile beyaz tenli adam
Siyah kadının beyaz adama yönelme nedeni nedir?
Aşk mı
Kurtuluş fantazisi mi
Sömürgecilik bağlamında bakıldığında beyaz erkek
Gücün masumiyetin kültürün ve sınıf atlamanın temsilcisidir bu yüzden buradaki durum duygusaldan çok statüden ve ontolojik yükselme anlamına gelir
Burada siyah kadının hedefi beyaz tarafından insan yerine konulmaktır bunun için de siyah tenli kadının beyaz erkekle ilişkisini
-Beyaz dili konuşmak
-beyaz kültürünü içselleştirmek
-kendi topluluğundan uzaklaşma ile birlikte ilerletir böylece kadın
Kendi bedenini geçmişini dilini aşılması gereken şeyler olarak görmeye başlar
Fon bu durumu nevroz olarak adlandırır yani ruhsal yara, ama bireysel bir nevruz değildir bu toplumsal olarak üretilmiş bir yaradır
Kadın burada ciddi bir aşağılık kompleksine kapılmıştır bunun nedeni de sömürgeciliktir
Fanon, burada kadını eleştirmez ama böyle bir ilişkiye tek çıkış noktası olarak gören dünya yanlıştır der
3-koyu tenli adam ile beyaz tenli kadın
Siyah tenli adam beyaz tenli kadını arzuladığı için sorunlu bir davranış sergilemez aslında
Sömürü koşulları altında siyah erkeğin beyaz kadına Ven mar arzusu özgür bir arzu değildir tarihsel olarak üretilmiş hiyerarşik ve nevrotik bir arzudur
Siyah adam kendini ne kadar geliştirirse geliştirirsin içinde hep bir değersizlik hissi vardır
Aslında aynı durum bizde de kentli köylü doğulu batılı karşılaştırmasında görürüz
4-sömürgeleştirilmiş bir kişinin sözde bağımlılık kompleksi üzerine
Bu bölümdeki en can alıcı cümle şudur(tabii bana göre)
Bir toplum ya ırkçıdır ya değildir bbende aynı şeyi kişi söylüyorum bir kişi ya ırkçıdır ya değildir
Bu bölümde psikiyatrist Octave Manonni nin ileri sürdü tezleri çürütmeye çalışır
Manonni ye göre sömürgecinin sömürüsü başka sömürü biçimlerine benzemez sömürgeci ırkçılığı başka ırkçılıkdan farklıdır
Fanon, sömürü biçimlerinin hiçbirinin bir başkasından farkı yoktur çünkü hepsi aynı nesne uygulanır, insana
Buna karşılık insan olarak rahatsız olmamayı tepki vermemeyi Karl Jaspers den alıntılayarak şöyle der
Bunları engellemek için elimden geleni yapmazsam ben de suça ortak olurum
Shakespeare’in fırtına adlı eserini bir atıp da bulunarak Shakespeare’ı eleştirir
Prospero bildiğiniz gibi Shakespear’in fırtınasının baş kahramanıdır, onun karşısında kızı Miranda ile Caliban vardır,, Prospero Calibana karşı güney Amerikalıların iyi bildiği bir tavrı takılır, onlar da zencilerin beyaz kadınların üstüne atlamak için fırsat kolladıklarını söylemezler mi
Yine Manonni sömürgeleştirilmiş insan doğası gereği bağımlıdır çocuk gibidir kendi başına olmaz tezini savunur bunu da psikolojik bir kökene bağlayarak bilimselleştirir ancak Fanon” bağımlılığın psikolojik kökenli durum olmadığını tarihsel ve politik olarak uydurulmuş bir durumdur der
Bağımlılık bir neden değil sonuçtur
Fanon a göre batılı psikoloji evrensel bir insan modeli oluşturur bu modere uymayanları geri olgunlaşmamış bağımlı sömürgeleştirilmiş kişi olarak tanımlar
Kendi tarihinden koparılmış kendi kurumları değerleri yerle bir edilmiş kendi dili yetersiz ilan edilmiş sonra da bu kendi başına duramıyor deniyor bu bir epistemik şiddetdir
Bu yüzden Fanon bu duruma bağlılık değil koparılmışlık der yani zorla yaratılmış bir eksiklik olarak görür
5-siyahını yaşantısı
Beyazın gözünde siyahın ontolojik bir direnci yoktur
Zenci bir hayvandır zenci kötüdür zenci kötüdür zenci çirkindir
Zenciler yabanıl alık okuma yazma bilmez
Oysa zenciler yanılmıştı ben ilkel biri ya da yarın insan değilim bundan 2000 yıl önce bile altın ve gümüş işleyen bir ırk ın parçasıyım ayrıca bir şey daha beyazın anlayamayacağı bir şey dinleyin (sayfa 105) eşi görülmemiş bir acımasızlığın yüzyıllar boyunca ülkelerinden tarlalarından ailelerinden koparıldığı bu insanlar kimdi peki…. Kesinlikle zorlama yoktu….
6-zenci psikopatolojisi
Niye zenci psikopatolojisi
Çünkü batılı dünyanın yarattığı evrensel insan modeli zenciyi düşünmez ne Freud ne adlar ne Jung araştırmalarında siyahları düşünmez
Siyah birey çocukluktan itibaren beyazın üstün aklı temsil eden iyi temiz bir ortamda büyüdüğünü düşünür
Siyah ise aşağı ve ilkel olarak sunulur beyazda üstünlük kompleksi siyahta aşağılık kompleksi vardır
Bunun içinde siyah beyaz olma arzusu içindedir onun gibi konuşmak onun gibi düşünmek onun gibi yaşamak ister
Bu aslında var olabilmek için Beyazlaşma arzusudur
Avrupaadıa zencinin bir işlevi vardır aşağılık duyguları kötülük eğilimlerini ruhun karanlık tarafını temsil etmek batılı insan kolektif bilinçdışında siyah renk kötülüğü günahı sefaleti ölümü simgeler kolektif bilinçdışı bir Minase bağlı değildir akıl dışı kültürel dayatmanın sonucudur
Jungun. Animasında her zaman beyaz bir kadın vardır, Animusun
da beyaz bir adam vardır
beyaz dilini kusursuz konuşmak siyah için insanlığa kabul anlamına gelir
7-zenci ve tanıma
Tüm bu yaşananlar birer aldatmacadır ve bu aldatmacanın sorumlusu ortam ve toplumdur
Zenci özgürlüğün değerini bilmez çünkü onun için Savaşmamıştır, zaman zaman özgürlük ve adalet için savaşır ama söz konusu olan beyaz özgürlük ve beyaz adalettir demek ki efendisi’nin sağladığı değerlerdir
Kitabın sonunu şöyle bağlar
Giriş bölümünde insanın bir evet olduğunu söylemiştim bunu yinelemekten asla vazgeçmeyeceğiz
Yaşama evet sevgiye evet cömertliğe evet
Ama insan aynı zamanda hayırdır insanın aşağılamasına hayır insanın haysiyetinin hiçe sayılması hayır insanın sömürülmesi insanda en iyi insanca olan şeyin özgürlüğün katledilmesini hayır
Çözüm terapi odalarında değil,sömürgeciliğin yıkılmasıdır
Bir toplum ya ırkçıdır ya değildir benim için de aynı şeyi söylüyorum bir kişi ya ırkçıdır ya değildir ,
Bunları engellemek için elimden geleni yapmazsam ben de suça ortak olurumShakespeare’in fırtına adlı eserini bir atıp da bulunarak Shakespeare’ı eleştirir e ,,
Yine ” Bağımlılık bir neden değil sonuçtur sömürgeleştirilmiş Beyazın gözünde siyahın ontolojik bir direnci yokturZenci bir hayvandır zenci kötüdür zenci kötüdür zenci çirkindir…. ….
.
Kitabın sonunu şöyle bağlar
Yaşama evet sevgiye evet cömertliğe evet
Ve şöyle bitirir ey bedenim beni sorgulayan bir insan kıl daima!