·320 syf.····Okunma: 28 Nisan 2025 16:39 Bana zamanı durdurmayı değil, onunla yaşamayı öğrenmeyi anlatan bir kitap gibi geldi. Ana karakter Tom Hazard yüzyıllardır yaşayan ama yaşlanmayan biri. İlk bakışta bu bir ayrıcalık gibi görünüyor ama sayfalar ilerledikçe bunun aslında ağır bir yalnızlık olduğunu fark ediyorsunuz. Herkes değişirken, giderken yerinde kalmak; zamanı izlemek ama ona ait olamamak…
Hikâye geçmişle bugün arasında gidip geliyor. Aşklar, kayıplar, kaçırılmış hayatlar derken kitap boyunca şu soru hep aklımda kaldı: Zaman gerçekten akıp mı gidiyor, yoksa biz onunla nasıl yaşayacağımızı mı bilmiyoruz?
Matt Haig’in anlatımını seviyorum çünkü büyük laflar etmiyor. Felsefi tarafı var ama asla yormuyor; küçük detaylarla, tanıdık duygularla insanın içine dokunuyor.
Kitabı ilginç kılan detaylardan biri de Tom’un hayatı boyunca Shakespeare’den Fitzgerald’a kadar pek çok tarihi figürle yolunun kesişmesi.
Bitirdiğimde aklımda kalan şey şuydu: Belki de zamanı durdurmaya değil, onun içinden kaçmadan yaşamaya ihtiyacımız var.