Adam koca bir danayı kurban etmişti ...
Büyük bir ateş yaktı ve kızına seslendi. " Kızım sevdiklerimizi ve komşularımızı çağır, gelsinler bizimle oturup et yesinler" Genç kız ise evin arka bahçesindeki gereksiz atıkları bir araya getirip kocaman bir yığın oluşturdu. Bir çıra ile ateşi tutuşturdu ve evden çıktı. Mahallenin orta yerine gelince yüksek bir sesle bağırmaya başladı: “Ey ahali, yetişin! Evimizde ya yangın çıktı! Yangını söndürmemize yardım edin!” Bu çığlığı duyan bir grup insan hemen koşup yardıma geldi. Diğer komşular, akrabalar ve ‘dost’ bildikleri ise bu feryadı duymamış gibi davrandılar; kulak tıkadılar. Gelenler kısa sürede müdahale edip yangını söndürdüler. Hiçbiri kurban kesildiğini bilmiyordu, hiçbiri ne olmuş diye soru da sormadı. İşlerini bitirince baba ve kızı, kendilerini çağıran nazik davete uygun şekilde onları sofraya buyur etti. Kurban etinden yediler, ayranlarını içtiler, giderken de ellerine birer parça et verildi. Baba şaşkındı. Bilge kızı ise olup biteni sessizce izliyordu. Herkes çıktıktan sonra baba kızına dönüp şöyle dedi: “Kızım, gelen insanlar... Tanımadığımız halde yangına koşup yardım edenler... Ama sen yangın var dediğinde bağırdın da bizim sevdiklerimiz, dostlarımız ve akrabalarımız neredeydi?” Kızının gözleri doldu. “Babacığım, evimizdeki yangını söndürmeye gelmeyenler bizi o ateşe terk ettiler. Demek ki bizim dostumuz, arkadaşımız, akrabamız sandıklarımız aslında hiçbiri değilmiş.” dedi. Baba başını eğdi, kızının sözleri kalbine işledi. Kız devam etti: “Komşu olmak başka, dost olmak başka... Misafirliği ve cömertliği hak edenler meğer bugün yardıma koşanlarmış.” Bir felaket anında yanınızda olmayan kişiye, dost,kardeş,akraba,aile demeyin. Çünkü yüzünüze gülen herkes nezaketinizi ve cömertliğinizi hak etmiyor olabilir. “Sıkıntı anında yardım eden, gerçek dosttur.” (Hz. Lokman’dan öğütler)
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.