Gönderi

Hakiki sanatçı bağlantı halindedir. Hakiki sanatçı geçmişi etüt eder fakat kopyacıların ya da pastişçilerin geçmişi etüt etmesine benzemez bu; zirâ onlar yalnızca ortaya çıkacak nihai ürünle, imzalanıp paketleyerek reprodüksiyonlarla uyuşturulmuş bir halka sunulan sanat nesnesiyle ilgilenir. Hakiki sanatçı ise sanat nesnesini bir sanat süreci olarak görür; mevcut olan varlıkla, varlığın mevcudiyetiyle, mücadeleyle, heyecanla ve bunların özgün bir biçimde ifade bulmasıyla ilgilenir. Hakiki sanatçı sorunun peşindedir. Sahte sanatçı ise sorunun çözülmesini (başka biri tarafından) ister.
·
3 Gösterim
1 Yorum
Aklıma direkt Van Gogh'un Yıldızlı Gece'si geldi.. ve bu sanat eserini giysilere, bantlara, akla hayale gelebilecek pek çok metaya baskılayarak tasarım(!) yaptıklarını iddia eden "pastişçiler"... Bu tarz sektörel hareketler doğrudan doğruya sanat eserini metalaştırmaktır aslında. Sanatın birebir zıt olduğu metaya konu olması günümüzün esas yürek burkucu gerçeklerinden biri sanırım. :! Sektörlerin özellikle bunu "popülerite, moda, reklam" vb. şeylerle sistemli bi' şekilde uygulaması ise bu durumun gittikçe artacağının bi' kanıtı niteliğinde. O halde özüyle gerçek olan sanat eseri nasıl korunacak, kendi başına, metalaştırımdan uzak nasıl kalabilecek? Bu da başka bi' sorun sanırım...
Her konuda olduğu gibi, bu konuda da ben üreticilerden çok tüketicilerde buluyorum sorunu. Hiçbir şekilde bilinçlenme eğiliminde değiller. Popüler olana, meraklı bir kesim var ve bu çoğunlukta... Farkında olan, sesini bir şekilde paylaşarak duyurmaya çalışan biz azınlıklar, bu yozlaşmaya, bu giderek artan sıradanlaşmaya, değersizleştirmeye, engel olamıyorsak da, o azınlığın -yani sizin gibi düşünen insanların- varlığıyla anlamını koruyor yaşam... Tökezleyerek de olsa yürüyebiliyoruz yani!
1 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.