9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 19:53
Kitapların İyileştirme Gücü Hwang Bo-reum “Kitapların İyileştirme Gücü”, 53 kısa denemeden oluşsa da aslında tek bir ana duygu etrafında birleşiyor: Okumak bir alışkanlık değil, bir sığınak. Ama sıradan bir kaçış değil… daha çok insanın kendine geri dönebilmesi için açılan sessiz bir kapı gibi. Hwang Bo-reum’un dili öyle sıcak, öyle samimi ki okurken gerçekten şunu hissediyorsun: Bu bir kitap değil, bir sohbet. Sanki yazar karşında oturmuş, elinde kahvesiyle seninle konuşuyor ve seni yargılamadan sadece dinliyor. Belki de bu yüzden kitap “iyi geliyor.” Çünkü bazen iyileşmek için çözüm değil, anlaşılmak gerekiyor. Kitap boyunca okumanın yalnızca kültürlenmek ya da bilgi biriktirmek olmadığını; ruhun kendini toparlama biçimi olduğunu anlatıyor. Özellikle şu duygu çok güçlü işlenmiş: Okumak, insanın içindeki eksikliği doldurmasa bile o eksikliğin yanında durmayı öğretiyor. Bu kitabın en güzel yanı, “okumalısın” diye öğüt vermemesi. Okumanın kutsallığını abartmıyor, romantize etmiyor. Tam tersine, çok gerçek bir yerden yaklaşıyor: Bazen kitap bitmez çünkü sen bitmesini istemezsin. Bazen bir kitabı yarım bırakmak da bir tercihtir, yanlış değildir. Bazen okuduğun şeyi unutursun ama o kitap sende bir his bırakır. Bazen bir cümle günlerce aklında yankılanır ve seni yeniden ayağa kaldırır. İşte bu kitap tam olarak bunu yapıyor: bir cümleyle insanın içini ayağa kaldırıyor. Denemeler sadece kitaplardan değil, aslında hayattan bahsediyor. İnternetin dikkat dağıtması, okuma isteğinin kaybolması, okuma rutini oluşturmak, kitapçıların büyüsü, altını çizmenin keyfi, okuma gruplarının verdiği sıcaklık… Bunların hepsi bize çok tanıdık geliyor çünkü yazar okurla aynı dünyada yaşıyor. Ve bence kitabın en güçlü mesajı şu: Kitaplar bizi başka hayatlara götürürken aslında kendi içimize getiriyor. Okurken sık sık kendini yakalıyorsun: “Bu ben…” “Ben de böyleyim…” “Ben de böyle hissediyorum…” Bu yüzden kitap, yalnızlığı azaltıyor. Çünkü kelimeler bir anda şunu söylüyor: “Senin gibi hisseden başkaları da var.” Kitap ayrıca okumanın bir disiplin değil, bir ritüel olabileceğini hatırlatıyor. Metroda, kafede, yatakta… Her yerde okumanın mümkün olduğunu söylüyor ama aslında asıl mesele şu: Okumak, kendine zaman ayırmayı seçmek. Senin paylaştığın alıntı da bunu çok iyi anlatıyor: “Cehennemin ortasında dahi orayı gül bahçesine çevirebilecek ruhlar mevcut…” Bu kitap tam da o ruhları anlatıyor. Şikâyet eden değil, bulunduğu yerden güzellik çıkaran insanları… Ve okur olarak sana şunu söylüyor: O ruhları bulmak istiyorsan önce kendi özünü dinle. Bu da kitabı basit bir “kitap okuma motivasyonu” kitabı olmaktan çıkarıyor. Çünkü satır aralarında okuma üzerinden aslında şunu anlatıyor: İnsan kendini nasıl iyileştirir? Nasıl nefes alır? Nasıl yavaşlar? Nasıl kendine döner? Bu yüzden kitap kısa olsa da derinliği büyük. Sindire sindire okunmak istemesi de bundan. Çünkü bazı kitaplar hızlı okununca etkisini kaybediyor; bu kitap ise yavaş okununca büyüyor. Benim bu kitaptan aldığım his şu olurdu: Bu kitap seni değiştirmeye çalışmıyor. Sana “şöyle ol” demiyor. Sadece yanında oturuyor ve sessizce şunu fısıldıyor: “Yorgunsun, biliyorum… ama yalnız değilsin.” Ve belki de gerçek iyileştirme gücü tam olarak burada başlıyor. Kitapların İyileştirme Gücü, deneme türünü sevmeyen birine bile sevdirebilecek kadar içten, sade ama bir o kadar da dokunaklı bir kitap. Okuma tıkanıklığında olanlar için adeta bir “reading slump ilacı” gibi. Başucu kitabı olmaya çok uygun çünkü insan her dönüşünde başka bir cümlede kendini buluyor. Bu kitap, okumanın sadece bir eylem değil; hayata tutunmanın zarif bir yolu olduğunu hatırlatıyor. Ve evet… Kitaplar iyileştirir. Ama en çok da doğru zamanda karşımıza çıkan o tek cümle iyileştirir.
Kitapların İyileştirme GücüHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 2025517 okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.