Tarihe genelde insan merkezli bakıyoruz ama bu kitap bambaşka bir yerden konuşuyor.
Sofya ve Cihangir adında iki kedinin sessiz dolaşmaları eşliğinde 1868 yılının Osmanlı’sına giriyoruz.
Değişimin kapıya dayandığı, Batı karşısında güç kaybının hissedildiği, “nerede yanlış yaptık?” sorularının fısıltı halinde dolaştığı bir dönem. Halil İbrahim İzgi ,bunu büyük büyük cümlelerle anlatmıyor; tam tersine, detaylara yaslandırıyor. Bir bakış, bir duruş, bir suskunluk… Ve elbette bir kedinin izi.
Halil İbrahim İzgi ‘nin anlatım dili gerçekten çok keyifli . Bilgi var ama ders verir gibi değil, düşünce var ama ağırlık yapmıyor. Yer yer gülümsüyorsunuz, yer yer durup düşünüyorsunuz. En sevdiğim yanı da bu oldu: hem akıyor hem de “bir toplum değişirken özünü nasıl korur?” sorusunu usulca önünüze bırakıyor.
Bu kitap, tarih sadece büyük olaylardan ibaret değildir diyor. Bazen bir şehrin ruhu, bazen bir dönemin sancısı, bazen de en iyi gözlemciler… kedilerdir. Bu bakış açısı romanı hem farklı hem de çok samimi kılıyor.
Tarihi romanları seviyor ama biraz da alışılmışın dışına çıkmak istiyorsanız,düşündüren ama yormayan bir okuma arıyorsanız,
ve “tarih anlatılırken yüzümde hafif bir gülümseme olsun” diyorsanız
bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim
Kaydetmelik, paylaşmalık ve üzerine konuşmalık keyifli bir yolculuk. Halil İbrahim İzgi