İsmiyle o kadar ilgi çekici olmasa da konunun işlenişi açısından gayet güzel olan bir kitaptı. Hoş vakit geçirdim ve okurken sıkılmadım.
Konusuna gelirsek; cadıların hüküm sürdüğü bir zamanda ezilen insanlar başkaldırır ve cadı yönetimini devirir. Bir zamanlar saygın olan cadılar tek tek avlanmaya başlanmıştır. Büyü yaparken kan kullanan ve bu kanları akıtırken kesikleri vücutlarında gümüşi bir iz bırakan cadıları avlamak bu izleri sayesinde daha kolaydır. Ana karakterimiz Ruth, kendi kimliğinin farkına yeni varmışken ölümle karşı karşıya kalır. Bir yandan kendi türünü kurtarmaya çalışırken bir yandan da kendini aptal bir parti kızı maskesinin ardına gizler.
Cadıları kurtarmaya çalışan bir isyancının hikayesini okuyoruz diyebiliriz.
Elbette tek kişilik bir isyanın etkili olabileceği kadar etkili oluyor Ruth. Öyle derinlemesine her şeyi düşünen ve harikalar yaratan biri değil. Sadece yapabileceği bir şey varsa onu tek başına da olsa yapmaya çalışıyor. Kimi zamanlar "Bu kız mal," desem de arada oturup düşündüğümde "En azından bir şeyler yapmaya çalışan bir mal," demeden de geçemiyorum.
Kitap romantik. Uzuuuuunca bir süre Ruth'un cadıları kurtarmak ve duyguları arasında kalması ikilemini okuyoruz. Anladık, duyguları var. Ama SENİN TÜRÜNÜ KESİYORLAR BACIM, AŞNA FİŞNEYİ SONRA MI DÜŞÜNSEK?
Genellikle bu romantik içerikli kitaplarda devrimin işlenmesi biraz komik duruyor. Yani ana karakterimiz bütün seksepalitesini gözden geçirirken arada bir de hükümet yıkıyor. Abi bu öyle bir şey olsaydı Che Guevara ne yaşadı? Gandhi neden öyle kuru kara gitti? Bir tek bu on sekizlik genç kızlar mı biliyor aşk ve devrim ilişkisini kurmayı? Kafamda deli sorular...
Sonlara doğru gelişen ters köşe hoşuma gitti ve sonun hatırına böyle bir puanlama yapma ihtiyacı duydum. Okuması zevkliydi ve eğlendim. Gerçi İndigo yayınları kitapta kullanılan kağıdı daha kalitesiz yaparsa parmaklarım da kesilir ve ben de cadıların lanet büyülerini hazır kanım akıyorken bir denerim.