Gönderi

Puan vermedi·80 syf.··
2026 10. kitabı
Kitabı okurken beni en çok sarsan şey, anlatıcı olan adamın (tefecinin), yaptığı eziyeti bir tür "eğitim" veya "iyilik" gibi ambalajlamasıydı. Adam, genç kadını kurtardığını iddia ederken aslında onu kendi sessizliğinin kölesi yapıyor. Bu, fiziksel şiddetten çok daha ağır bir baskı; çünkü kadına karşılık verebileceği bir zemin bile bırakmıyor. Adamın o meşhur "suskunluk sistemi", aslında karşısındakini yok sayarak onu delirtme metodudur. Bence kitabın ana ekseni sevgisizlik değil, hastalıklı bir gururdur. Anlatıcı, geçmişteki aşağılanmalarının intikamını tüm dünyadan almak isterken, eline düşen en savunmasız varlığı, yani "Uysal Kız"ı bir zafer anıtı gibi kullanmaya kalkıyor. Kıza karşı duyduğu o devasa hayranlığı bile bir zayıflık olarak gördüğü için gizliyor. Sevgi bir paylaşım olması gerekirken, o bunu bir teslimiyet savaşına dönüştürüyor. Dostoyevski’nin kitabın başında bizi bir masanın üzerindeki cesetle karşılaması, tüm hikayeyi ağır bir pişmanlık tortusuyla okumamıza sebep oluyor. Sayfaları çevirirken "Bak, şimdi konuşacak, şimdi her şey düzelecek" diye umut ediyorsunuz ama o gurur duvarı bir türlü yıkılmıyor. Kendi Görüşüm: İnsanın en büyük trajedisi, söyleyebileceği binlerce kelime varken, onları ancak karşısındaki artık duyamayacak hale geldiğinde haykırmasıdır. Anlatıcı, kızın ruhunu kaybettiğinde ona tapmaya başlıyor; bu da Dostoyevski'nin insanın karanlık doğasına vurduğu en sert tokattır.
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202310,8bin okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.