Merhaba kitap sever dostlarım! Bugün size içinde sırlar barındıran ama o sıcacık aile hissiyatının hiç kaybolmadığı bir kitap önerisiyle geldim: "Derin Kuyu".
Yazarımız @yazardileknazlioglu ile daha önce Zihin Çelen kitabıyla tanışmıştım. Bu okuduğum ikinci kitabı ve sanırım kaleminin müptelası oluyorum! O kadar akıcı bir üslubu var ki; kitaba ne ara başladım, ne ara bitirdim hiç anlamadım.
Gelelim kitabımızın konusuna;
Nisan ve Kerim, anneleri çok yakın arkadaş olduğu için çocukluktan itibaren birlikte büyüyorlar; ancak birbirlerinden pek haz etmiyorlar. Nisan’ın annesi vefat etmeden önce kızını en kıymetli arkadaşı Narin’e emanet ediyor. Narin ise Nisan’ı kendi çocukları Kerim ve Şule’den hiç ayırmadan, hatta üzerine daha çok titreyerek büyütüyor.
Bunun arkasında Narin’in arkadaşına karşı hissettiği derin bir vefa borcu ve vicdan azabı yatıyor. Peki, kimseye söylemediği, arkadaşına anlatmayacağına dair yeminler ettiği bu büyük sır ne?
Narin, Nisan ile Kerim’in evlenmesini çok istiyor; hatta Nisan’ın annesinin de vasiyetinin bu yönde olduğunu dile getiriyor. Kerim, aile otelinin başına geçebilmek için annesinin bu şartına boyun eğmek zorunda kalıyor. Nisan ise çocukluğundan itibaren kendisiyle ilgilenip hiçbir şeyini eksik etmeyen Narin annesine hayır diyemiyor. Peki; çapkınlığıyla bilinen Kerim ve disiplinli antika öğretmen Nisan, birbirlerinden bu kadar nefret ederken nasıl evlenecekler?
Sadece ana karakterler değil, Bilge ve yazar Yiğit’in hikâyesi de insanın içini ısıtacak cinsten!
Oymapınar’da geçen bu sıcacık aile hikâyesi, okurken yüzümde sürekli bir tebessüm oluşturdu. Kerim’e zaman zaman çok kızmış olsam da genel anlamda çok keyif alarak okuduğum bir kitap oldu.